Aksaray'da 16 Yaşındaki Hafız, 14 Saatte Kur'an'ı Hatmederek Bir İlki Başardı

Aksaray'da 16 yaşındaki hafız Ahmer Yasin Omuk, Kur'an-ı Kerimi 14 saatte baştan sona ezbere okuyarak bir ilki başardı.

Selçuklu Kur'an Kursu'nda hafızlığını ikmal eden 16 yaşındaki Ahmer Yasin Omuk, Aksaray Karamanoğlu Ulu Camii’nde Sabah namazında başlamak suretiyle Kur'an-ı Kerimi Fatiha suresinden, Nas suresine kadar ezbere okuyarak Aksarayda bir ilki gerçekleştirdi.

Selçuklu Kur'an Kursu'nda eğitime devam eden Omuk, Diyanet İşleri Başkanlığınca Kayseri’de düzenlenen hafızlık sınavına girerek başarıyla "Hafızlık Belgesi"ni aldı.

Hafızlık belgesini alan genç, ailesi ve hocasının istek ve talepleri üzerine Aksaray tarihi Ulu Camii'nde Kur’an-ı Kerimi ezbere okumak için sabah namazında başlayıp yastı namazında bitirmek için çalışma yaptı.

İlk başta tereddütte düşen genç hafız, hocası ve ailesinin desteği ile planladığı şekilde sabah namazında başlayıp yastı namazında Kur’anı Kerimi baştan sonra yaklaşık 14-15 saat içerinde ezbere okuyarak hem ailesini hem de hocasını gururlandırdı.

"Yeryüzünde Kur'an kadar ezberlenen metin yoktur"

Genç hafızı tebrik eden Aksaray İl Müftüsü Veysel Işıldar, "Öncelikle şükürler olsun. Kuran’ın bir ayetinde Cenab-ı Allah buyuruyor ki; 'Kuran’ı biz indirdik, onu biz muhafaza edeceğiz' buyuruyor. Cenabıhak, kainatta yarattığı her şeyi bir sebebe bağlamış. Kuran, Allah’ın Peygamber Efendimiz vasıtasıyla insanlığa gönderdiği en büyük mucizedir. Kur'an, sürekli okunan, tekrar edilen, ibadet edilen, amel edilen böyle bir mucizedir. Dolayısıyla yeryüzünde Kur'an kadar ezberlenen, hafızalarda muhafaza edilen başka bir metin de yoktur. Gerek ilahi menşeili olsun, gerekse de insan mahsulü olan, içinde hükümler olan, kendisiyle ibadet edilen, böyle bir metin olmamıştır ve olmayacaktır. Bu sadece Allah’ın, Kuran-ı Kerime mahsus kıldığı insanlık alemine büyük bir lütfudur." dedi.

"Kur'an kurslarımız devletimizin göz bebeğidir"

Müftü Işıldar, "Burası Salihler şehri, yani salih insanların devletimize, milletimize hizmetler etmiş bu güzel şehrimizde bunun güzel bir örneğini daha yaşıyoruz. Şu an yanımızda duran genç hafızımız 14 saat gibi bir sürede, bir oturuşta, şu içinde bulunduğumuz muhteşem mabette, hocalarımızın nezaretinde Cenabıhakk'ın en büyük mucizesi olan yüce kitabımızı baştan sona okumak suretiyle bunu bir daha ispat etmiş oldu. Bu, hem evladımız adına çok sevindirici, hem onun ailesi adına çok gurur verici bir hadise. Tarihe tanıklık edecek öyle bir olayı yaşamış olduk. Bu manada ben öncelikle evladımızı tebrik ediyorum. Ailesini de tebrik ediyorum. Evladımıza gece gündüz mesai harcayan hocalarımız da burada onlara ben çok teşekkür ediyorum. Bizim Kur'an kurslarımız devletimizin göz bebeğidir. Kur'an’ın okunduğu yere rahmet ve bereket iner. Kur'an-ı Kerim’in tefekkür edildiği, hükümlerinin konuşulduğu yerlere rahmet meleklerinin ineceğini Peygamber Efendimiz bize haber veriyor. Hakikaten böyledir. Kuran’ın okunduğu yere rahmet iniyor. Biz bunu ruhlarımızda, gönüllerimizde hissediyoruz. Bu manada böyle tarihi bir mekanda, böyle güzel bir hadise gerçekleşmiş oldu." ifadelerini kaydetti.

"Yapılan yardımlar boşa gitmiyor"

Müftü Işıldar, "Bu manada siz değerli basın mensuplarına da bizim sesimizi milletimize duyurduğunuz için sizlere müteşekkirim. Çünkü bu müesseselere dünyanın dört bir yanından insanlarımız, kız Kur'an kurslarımıza, 4-6 yaş kurslarımıza, hakeza evladımızın yetiştiği kurslarımıza muhteşem yardımlar göndererek sahip çıktıklarını gösteriyorlar. Onlara da buradan selam olsun. Yaptığınız yardımlar boşa gitmiyor. Onun somut örneğinin burada yaşamış oluyoruz. Okunan Kur'an-ı Kerim ve okunmasına vesile olan hocalarımız ve milletimizin üzerine Allah’ın rahmetinin bu dünyada da, öbür dünyada da tecellilerine niyaz olsun diye dua ediyorum. İnşallah bu hafızlığımızın üzerine de bu yoldan gidecek nice hafızlarımızın olduğunu biliyoruz. Hayırlı ve mübarek olsun." diyerek sözlerine son verdi.

Kaynak: Diyanet Haber

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.