MALINIZIN MANEVİ SİGORTASI

0

Zekâtlar, sadakalar, fitreler, velhâsıl Allah için yapılan bütün infaklar, sarf edilişlerindeki ihlâs nisbetinde, malın bir bakıma mânevî sigortası olur, onu zâyî olmaktan muhâfaza eder. Cenâb-ı Hak kulunun hâlisâne cömertliğine mukâbil, 10’dan 700 misline kadar ecir ihsân eder.

Mevlânâ Hazretleri buyurur:

“Mal, sadaka vermekle hiç eksilmez. Bilâkis hayırlarda bulunmak, malı kaybolmaktan, zâyî olmaktan korur!

Altın, zekât vermekle hiç eksilmez; aksine fazlalaşır, artar! Verdiğin zekât, kesene bekçilik yapar, onu korur.

Ekin ekenin ambarı boşalır, lâkin hasat vakti gelince, saçtığı tohumlara karşılık kaç mislini geri alır! Boşalttığı bir ambara mukâbil, kaç ambar dolusunu iâde alır!..

Fakat buğday, yerinde kullanılmaz da ambarda saklanırsa, bitlere, küçük kurtlara, farelere yem olur. Bunlar da onu tamamıyla mahvederler.”

Zekâtlar, sadakalar, fitreler, velhâsıl Allah için yapılan bütün infaklar, sarf edilişlerindeki ihlâs nisbetinde, malın bir bakıma mânevî sigortası olur, onu zâyî olmaktan muhâfaza eder. Cenâb-ı Hak kulunun hâlisâne cömertliğine mukâbil, 10’dan 700 misline kadar ecir ihsân eder.

Rasûlullahsallâllâhu aleyhi ve sellemEfendimiz de şöyle buyurmuşlardır:

“Her sabah yeryüzüne iki melek iner. Bunlardan biri:

«Allâh’ım! Malını hak yolunda harcayana halefini (infâk ettiğinin yerine yenisini) ihsân eyle!» diye duâ eder.

Diğeri de:

«Allâh’ım! Cimrilik edenin malını telef et!» diye bedduâ eder.” (Müslim, Zekât, 57)

İNSAN ŞAHSİYETİNE TESİR EDEN İKİ HUSUS

İnsan şahsiyetine en çok tesir eden iki husus vardır. Biri arkadaşının sâlih veya fâsık oluşu, diğeri de kazancının helâliyet derecesidir. Herkes parayı kendisinin kullandığını zanneder. Hâlbuki ekseriyetle irâde paradadır, sahibinde değil. Yani paranın mânevî keyfiyeti, insanın şahsiyetine yön verir. Zira para yılan gibidir, geldiği delikten gider. Bu sebeple de kazancın helâliyet derecesini görmek için, onun nerelere sarf edildiğine bakmak kâfîdir. Helâlden gelen, helâl yollara sarf edilirken; haramdan gelense, haram yollara harcanır.

Dolayısıyla malını Allah yolunda infâk edebilmek, büyük bir şereftir. Bu şeref, her kula nasip olmaz. Bu şereften nasipsiz cimriler hakkında Hazret-i Aliradıyallâhu anh-’ın şu tespiti ne kadar mânidardır:

“Cimrilerin hâli ne gariptir. Dünyada fakirler gibi yaşarlar, âhirette ise zenginler gibi hesap verirler.”

Velhâsıl ilâhî rahmetin tuğyân ettiği bu mübârek ayda, candan ve maldan fedakârlıklarla kardeşlik vazifelerimizi yerine getirmeye daha büyük bir ehemmiyet göstermeliyiz. Nitekim insanların en cömerdi olan Peygamber Efendimizsallâllâhu aleyhi ve sellem-, Ramazân-ı Şerîf’te hiçbir engel tanımadan tatlı tatlı esen rahmet rüzgârlarından daha cömert olur, bütün ibadet ve ihsanlarını artırdıkça artırırdı. Kendisine:

“–Hangi sadaka ecir bakımından daha büyüktür?” diye sorulduğunda:

“–Ramazân-ı Şerîf’te verilen sadaka…” buyurmuşlardır. (Tirmizî, Zekat, 28/663)

Cenâb-ı Hak cümlemize, her gecemizi Kadir, her gördüğümüzü Hızır bilerek mübârek Ramazan ayının ebedî kazanç fırsatlarını lâyıkıyla değerlendirebilmeyi nasîb eylesin. Ramazân-ı Şerîf’i bütün güzellikleriyle ihyâ ederek ilâhî af fermânını almış hâlde hakîkî bayrama erişebilmeyi lûtf u keremiyle ihsân buyursun. Bu Ramazan ayını, ihlâslı niyetler ve sâlih amellerle gelecek senenin Ramazân’ına bağlayabilmeyi ve hayatımızı dâimî bir Ramazan rûhâniyeti içinde yaşayabilmeyi, cümlemize müyesser kılsın. Âhiret yurdunu da bizlere ebedî bir bayram sürûru eylesin.

Âmîn!..

Kaynak: 2017 – Haziran, Sayı: 375, Sayfa: 032

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
SAİD BİN AS (R.A.) KİMDİR?

 İslâm güzellikler dinidir. Hangi mekana ulaşmışsa orayı yeşertmiş, hangi gönle girmişse orada çiçekler açmıştır. Yeniden doğar gibi bir canlılık getirmiş...

Kapat