Zor Anda Dua Edip Rahatta Unutanla Gece Secde Eden Bir Olur mu?
Abdullah Sert Hocaefendi: İnsan, darlıkta fıtratının sesiyle Allah’a yönelir; bollukta ise çoğu zaman unutur. Oysa Kur’ân, zor anda yalvaranla gecesini secdeyle ihyâ eden kulun bir olmayacağını hatırlatır.
ZOR ANLARDA ORTAYA ÇIKAN FITRAT GERÇEĞİ
Zümer Sûresi 9. âyet, bize ibretlik bir insan manzarası sunar; ardından da neyi bilmemiz gerektiğini öğretir. İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelir, O’na yalvarır. Hani güzel bir söz vardır: “Düşen uçakta ateist kalmaz.” Ancak yere indi mi, insan tekrar eski inkârına döner. İnsanoğlu çoğu zaman böyledir.
Evet, çaresizlik anında kimse ateist kalmaz. Bir arkadaşımız yurt dışından geliyordu. Anlatıyor: Uçakta boynunda haç bulunan papazlar, rahipler varmış. Uçak bir türbülansa girince bana dönüp, “Sen dua et, gerçekten yalvar” demişler. Kendilerine güvenleri kalmamış, önlerindeki Müslümana güvenmişler. İşte o an, insanın içindeki fıtrat ortaya çıkıyor. Darbe gelince fıtrat patlıyor; hak din kendini gösteriyor.
Bu sebeple insan, kim olursa olsun, başı sıkıntıya girdiğinde “Allah” demeye başlıyor. En gafil insan, hatta din düşmanı bile, sonunda içindeki fıtrata dönüyor ve Allah’a yalvarıyor. Nitekim âyet-i kerîmede buyrulur:
“İnsana bir zarar dokunduğu zaman Rabbine yönelerek O’na yalvarır.” (Zümer Sûresi, 8)
Sonra Allah, kendi tarafından ona bir nimet verdiği zaman, daha önce yalvardığını unutur. Başka bir âyet-i kerîmede bu hâl denizdeki dalgalara benzetilir: İnsan dalgalar yükseldiğinde Allah’a iltica eder; karaya çıktığında ise o hâlini unutur. İşte insanın tabiatı böyledir.
Devamında buyrulur ki: Allah’ın yolundan saptırmak için O’na ortaklar koşar. De ki:
“Küfrünle az bir süre daha yaşayıp geçin. Şüphesiz sen cehennemliklerdensin.”
Bu âyetin ardından Cenâb-ı Hak bize bir soru sorar: Böyle bir kimse mi Allah katında makbuldür? Yani daraldığında Allah diyen, ferahladığında Allah’a ortak koşan kimse mi değerlidir; yoksa gecenin vakitlerinde secde hâlinde ve ayakta durarak âhiretten korkan, Rabbinin rahmetini uman ve itaat üzere yaşayan mı?
“De ki: Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer Sûresi, 9)
Elbette bir olmaz. Fakat neyi bilmek durumundayız? Şunu bilmeliyiz: Gece vakitlerinde secde hâlinde, ayakta durarak âhiretten korkan ve Rabbinin rahmetini uman insanla, bunların mânâsından habersiz yaşayan insan bir değildir. Asıl bilinmesi gereken ve kıymeti anlaşılması gereken husus budur.
İnsanlar bazen âyetlerin başını ya da sonunu okumadan hüküm çıkarırlar. Tıpkı bir cümleyi bağlamından koparıp yanlış anlamak gibi, Kur’ân’a da böyle bakmak büyük bir yanlıştır.
Gecedeki fazileti, secdedeki güzelliği, ayakta boyun bükerek âhiret endişesiyle yaşamayı bilenle, bunların mânâsını kavrayamayan bir değildir. Bunu ancak akıl sahipleri anlar ve öğüt alır.
Allah’ın razı olduğu mümin; gece Hakk’ın huzurunda, gündüz mahlûkatın hizmetinde olan kimsedir. İşte bilenle bilmeyen arasındaki fark budur.









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!