Yüzakı Dergisinin Eylül 2020 Sayısı Çıktı

Yüzakı dergisinin 187. sayısı çıktı. Yüzakı dergisinin Eylül 2020 sayısı “Merhamet ve Rahmet” kapağıyla yayınlandı.

“Merhamet ve Rahmet” başlığıyla çıkan Yüzakı dergisinin 187. sayısı şu şekilde takdim edildi.

 MERHAMET VE RAHMET

Bu bir ağaç... İnsanı insan yapan ağaç.

Kökü iman ve ihlâs...

Gövdesi adâlet ve istikamet...

Meyvesi merhamet ve rahmet...

Ne gariptir ki insan hep yasak ağaca yaklaşıyor da, bu şeref ve izzet ağacından uzak kalıyor.

“Ağacın kökündeki çürük, yaprak ve meyvelerinde; kalpteki gaflet ve kasvet ise, kişinin hâl ve davranışlarında kendini gösterir.”

Bugün dünyada ve kendi toplumumuzda şiddet varsa, vahşet varsa, zulüm varsa, merhametsizlik varsa, elbette sebebi kökte aramamız gerekiyor.

Îmânımızı tazelemek, samimiyetlerimizi tazelemek, köklerimize dönüp yabânî aşıları üzerimizden temizlemek zamanı. Îmânımıza ve samimiyetimize karşı düşmanlık eden çok. Her nefeste ve son nefeste ona saldırılar kesilmeyecek. O hâlde, birbirimize yardım etmeliyiz:

“Ey îmân edenler! Eğer siz Allâh’a yardım ederseniz (yani O’nun dînini yaşar ve yaşatırsanız) O da size yardım eder, ayaklarınızı kaydırmaz.” (Muhammed, 7)

Allâh’ın dînine yardım da kendi kendimize yardım.

Allâh’ın dînine yardım; maddî ve mânevî açlarımızı doyurmamız...

Kalbin sanatı: Doyurmakla doymak!

Kimseyi yalnız hissettirmeyecek derecede beraberlik, kardeşlik, merhamet ve rahmet...

YALNIZLAR SENİNLE SEVİNSİN

Bu, ister yap ister yapma tarzında basitliğinde değil:

KIYÂMET MES’ÛLİYETİMİZ

Kalpleri yarıp bakamayız, kimseyi îmân imtihanına da sokamayız! Fakat o ağacın çiçeğini sorarız, meyvesini ararız.

Çünkü; Merhamet ve şefkatin bulunmadığı bir toplumda insanlıktan bahsedilemez. O toplumda insan yoktur, vahşet vardır.

Ne acı ki; kökteki îman zaaflarından doğan, evdeki, sokaktaki, toplumdaki şiddeti, yine îmansızlardan gelen yabânî aşılarla ve zehirli sarmaşıklarla çözmeye çalışmışız.

Mevzumuz o ağaç... Gönüllerdeki îmân ağacı... Ona dadanan nifak, riyâ ve gösteriş kurtçukları...

Genel Yayın Yönetmenimiz M. Ali Eşmeli; gerçek merhamet ile merhamet yerine konan acımasızlıkları ayırt etmenin ehemmiyetine dikkatimizi çekti.

Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi; «İslâm’da İhlâs ve Samimiyet» mevzuunu, asr-ı saâdetten günümüze müstesnâ örneklerle serdetti. Îman cevherine çizik bile düşmemesi için gösterilmesi gereken ihtimâmı anlattı.

Osman Nûri Topbaş Üstâdımız yeni bir köşe ile «Kıssalardan Hisseler» ile sizlerin gönül dünyasına; Kur’ân’dan, Sünnet’ten ve Hak dostlarından menkıbelerin, yaşanmış hâdiselerin dili ile  seslenecek. Bu sayımızda «Hak» meselesi etraflıca ifadesini bulmakta.

Kalem erbâbı; ihlâsı ve nifâkı, samimiyeti ve ikiyüzlülüğü âdeta teşrih ettiler.

Kalbî hastalıkların devrimizdeki bir şekli de oryantalist tesirlerle meydana gelen tarihselcilik gibi sapmalar. Bunların, Kur’ân’a bakışlarında nasıl ateist ve deistlerin yanına düşebildiklerinin acınası manzarası...

Kulluk imtihanı nedir, ne değildir? İnanca çengel suallerde çok karşımıza çıkan «imtihan» üzerinden tenkitlere cevaplar...

Maske; tedbir günlerinin, yeni normalin bir zarureti. Fakat tedâîsi maskeli yüzler... Sıhhat maskelerimizi takıp, nifak maskelerini yırtmaya davetliyiz.

Sahteliklerden uzaklaşmaya, samimiyeti artırmaya, sosyal medya şablonlarından, kalıplaşmış moda hezeyanlarından, nereye inip çıkacağı belli olmayan trendlerden tevbe etmeye, ezcümle tecdîd-i îmâna davetliyiz.

Bunun için hiç alınganlık göstermeden, Kur’ân ve Sünnet’in saydığı nifak alâmetlerini gözden geçirip; «Bunlardan ne kadar uzağım?» testine hazır mıyız?

Ayrıntılı bilgi yuzaki.com’da.

MERHAMETİN BEREKETİ

Merhametin Bereketi

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.