Yedi Düvel Karşısında Zafer Mümkün mü?

Devlet ve milletimiz, tarihten aldığı ilhamla bugün dünya sahnesinde devlerle yürütülen zorlu mücadelelerde zafer kazanabilir mi?

Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, günümüzde milletimizin karşı karşıya olduğu zorluklar ve haklı bekâ mücadelesi ile dünya sahnesinde devlerle yürütülen çetin mücadeleye dair görüşlerini paylaşıyor.

TARİHLER ŞAHİT: İMANLA KAZANMAK MÜMKÜN MÜ?

Tarihler şahittir:

Din ve vatan yolunda yapılan savaşlarda hiçbir zaman sayı ve maddî kuvvet, tek başına mühim olmamıştır. Asr-ı saâdetteki mücadelelerin tamamında da mü’minlerin fazla bir sayısı yoktu. Fakat; o az sayıdaki mü’minlere, Cenâb-ı Hakk’ın yardımı geldi. Hemen hemen bütün gazvelerde böyleydi. Huneyn hâriç, bütün harplerde mü’minler hep düşmanlarından sayıca az idiler. Harp edevâtı, teknik imkân bakımından da geride idiler. Fakat dâimâ Cenâb-ı Hak; o îmanlı orduları melekleriyle, görünmez ordularıyla te’yîd eyledi. En imkânsız görünen zaferler kazanıldı. Kendilerini din ve vatan yolunda kurban eden yiğit mü’minler, asırlar boyunca nice destanlar yazdılar.

O yiğit mü’min yürekler ki; Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem’in yetiştirdiği takvâ ve ihlâs üzere idiler. Onlar için gazilik büyük şerefti, şehidlik ise daha büyük bir şerefti. Bu ba kımdan onlar, en zor zamanlarda ve en umutsuz şartlarda bile ümit ve muvaffakiyetin şânı oldular, mazharı oldular, büyük zaferlerin silinmez mührü oldular.

O yiğitler sayesinde; tarihlere; «Çanakkale geçilmez!» yazıldı. Çünkü göğsü îman dolu o yiğitler vesilesiyle Allah, nusret eyledi, yardım eyledi, galip eyledi. Hattâ General Hamilton diyor ki:

“–Bizi Türklerin maddî gücü değil, mânevî gücü mağlûp etmiştir. Onların atacak barutu bile kalmamıştı. Fakat biz, gökten inen güçleri müşâhede ettik!”

Churchill de ülkesinde Çanakkale mağlûbiyetinden dolayı sorgulanınca;

“–Anlamıyor musunuz, biz Çanakkale’de Türklerle değil, Allah ile harp ettik!.. Tabiî ki yenildik!..” diyerek bu ilâhî yardımı itiraf etmek mecburiyetinde kaldı.

O şanlı neslin torunları da bugün aynı destanı tekrar yazıyorlar.

Peygamber ocağı olan ordumuz, sînesi îman dolu Mehmetçiğimiz, günlerdir bir vatan müdafaası veriyor. Canını fedâ etmek pahasına fedâkârca gayret ediyor. Yine aslan yürekli ölümsüz şehidlerimiz var, yine aslan yürekli gazilerimiz var.

Cenâb-ı Allah’tan; şehidlerimize rahmet, gazilerimize âcil şifâlar, yakınlarına sabr-ı cemil niyaz ediyoruz.

Yine tarihler şahittir:

Bir harpte eğer ruhsuz kalıplar -tâbir câizse- molozlar ölüyorsa, ardından yıkımlar, hezîmetler geliyor, vatan toprakları vîrânelere dönüyor. Fakat eğer hakikî şehidler veriliyorsa, ardından zaferler geliyor. Bugün yine zaferler getiren hakikî şehidler verilmekte.

Onların gönül ufku, ölümsüz. O mübârek şehidlerimizden ne güzel vasiyetler duyuyoruz. Bir şehîdimiz ağabeyine bıraktığı vasiyetinde diyor ki:

“Ağabey, olur da şehidlik nasîb olursa; devletimizin vereceği tazminatla anne-babamı hacca gönder ve babamın borçlarını ödeyip sen de evlen.”

Bugün de teröre karşı askerimizin gösterdiği celâdet, o fitne ve terör yuvalarına karşı cesaretle ve îmanla yürüyüşü, inşâallah istikbaldeki zaferlerin müjdeleridir.

Kezâ cepheye giderken; «‒Ailene bir şey söylemek ister misin?» diyenlere, ecdâdındaki ruh ile;

«‒Beni beklemesinler!» deyip şehidliğe kanat açarak ileri atılan yiğitler, yine büyük zaferlerin inşâallah ayak sesleridir.

Bu yiğitlerin rûhu, fatih dedelerin rûhudur. O ruh ki;

Fatih’in askerlerinin en bâriz bir fârikasıydı. Onlar, İstanbul’un fethi için surlara tırmanırken, üzerlerine bir taraftan kızgın yağlar, bir taraftan Rum ateşleri dökülüyordu. Fakat her biri ölümsüz bir vecd ile;

“‒Şimdi şehidlik sırası bizde!” diyorlardı. Bu ifadeler; Din için, vatan için, millet için canından geçen gerçek şehidlerin bir şahâdetnâmesiydi. Bu ifadelerle onlar, birbirlerinin cesaret ve morallerini zirveye taşıyorlardı. Kendilerinden sonra gelecek nesle de tarihî bir şuur, karakter ve şahsiyet verâseti bırakıyorlardı.

Çok şükür bu ifadeler, onların nesilleri tarafından da aynı vecd ve şuur içinde dünya sahnesinde hâlâ yankılanmakta ve devam etmektedir.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş Hocaefendi ile Mülâkatlar, Yüzakı Yayıncılık

İslam ve İhsan

VATAN SEVGİSİ İMANDANDIR

Vatan Sevgisi İmandandır

VATAN SEVGİSİ İLE İLGİLİ HADİSLER

Vatan Sevgisi ile İlgili Hadisler

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle