Ümmü Ali Tatlısı Nasıl Yapılır?

Ümmü Ali tatlısı, Arap ülkelerinde çok sevilen ve beğenilen bir tatlı.

Bir rivayete göre Hz. Ali (r.anh) Efendimizin validesi Fatıma binti Esed (r.anha) bu tatlıyı sıkça yapar ve misafirlerine ikram edermiş. Bu yüzden tatlıya Ümmü Ali (Om Ali) yani "Ali'nin annesi" denmiş.

HZ. ALİ'NİN EN SEVDİĞİ TATLI

Hz. Peygamberin de yediği rivayet edilen tatlıyı Hz. Ali (r.anh) Efendimiz çok severmiş. İşte Ümmü Ali tatlısı tarifi...

Malzemeleri:

4 adet milföy hamuru

750 gram süt

75 gram file badem

50 gram kuş üzümü

50 gram toz Hindistan cevizi

200 gram krema

150 gram beyaz şeker

2 tutam esmer şeker

1 tatlı kaşığı tepeleme toz tarçın

5 adet kakule tohumu

Frambuaz,vanilyalı dondurma ve nane

Hazırlanışı:

Fırın tepsinizi yağlayın ve milföy hamurlarını tepsiye dizin.Üzerlerini erimiş tereyağ ile fırçalayıp 170 derecelik fırında 10-12 dakika kadar, ya da kabarıp üzerleri renk alıncaya kadar pişirin.

Kuş üzümlerini sıcak suda 5 dakika bekletin. Bir kabın içine fıstık, badem, Hindistan cevizi, tarçın, kuş üzümü ve 30-40 gram kadar şekeri ilave edin.Soğuyan milföy hamurlarını ezmeden elinizle kırın ve tüm harcı karıştırın. Minik bir tencerede sütünüzü ve 60 gram kadar(4 kaşık) beyaz şekeri kaynatmaya başlayın. Bu karışıma kabuklarını soyduğunuz 5 adet kakulenin tohumlarını da ezerek ekleyin ve kaynama noktasına kadar ısıtın. Harcınızı fırın kabına koyun , üzerine kaynayan sütü gezdirin ve çekmesi için 3 dakika kadar bekleyin. Bu sırada el mikseri ile kremayı ve kalan 60 gram (4 kaşık) beyaz şekeri iyice çırpın. Fırın kabında sütü çekmiş harcın üzerine kremayı spatula ile iyice yayın,elinizle biraz da esmer şeker ekleyin ve 180 derecelik fırında 15-20 dakika kadar üzeri altın rengi oluncaya dek pişirin.

Fırından çıkardığınız tatlınızı 3 dakika kadar bekleyin, sonra spatula ile dilimleyin, vanilyalı dondurma, frambuaz ve nane ile servis edin.

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.