Üç Aylar’da Hangi Mübarek Geceler Var ve Neler Yapılır?
Üç Aylar’da hangi mübârek gün ve geceler var, bu kutlu mevsim nasıl değerlendirilmelidir? Abdullah Sert Hocaefendi, Üç Aylar’ın mânevî iklimine dair önemli hatırlatmalarda bulunuyor.
Bugün mübârek bir geceyi inşâallah idrâk edeceğiz. Yeni bir mevsime girmiş bulunuyoruz. Bu mevsim, âdeta Ramazan’a yürüyüş mevsimidir.
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz, Receb ayının girmesiyle birlikte hep Ramazan gündemiyle yaşar ve şöyle duâ ederdi:
“Yâ Rabbi! Girmiş olduğumuz, idrâk ettiğimiz bu Receb ayını bize mübârek eyle ve bizi Ramazan’a kavuştur.”
Demek ki Allah Resûlü’nün Ramazan hazırlığı iki ay öncesinden başlamış oluyordu. “Üç aylar” diye ifâde edilen bu kutlu mevsimde geceler birbirini kovalar, bereketler âdeta gökyüzünden daha farklı şekilde inmeye başlar.
İdrâk edilecek Regaib Gecesi’nden sonra, Receb ayının 27’sinde Miraç Gecesi vardır. Bu gece, Allah Resûlü’nün semâlara urûc ettiği, oradan ümmet-i Muhammed’e mânevî hediyeler getirdiği mübârek bir gecedir. Ardından Ramazan’dan önce Şa‘bân-ı Şerîf ayı ve onun içinde, çok daha farklı müjdelere mazhar olan Berat Gecesi gelir. Sonra Ramazan… Ramazan’ın içinde ise nihâî olarak Kadir Gecesi ve ardından Yüce Rabbimiz’in bize ikram ettiği Bayram vardır.
Dolayısıyla bu mevsimi; yeni irâdeler kuşanarak daha güzel geçirmek, geçmiş hatalarımızın farkına varmak, o hatalardan kurtulmanın yollarını araştırmak, pişmanlıklarımızı tövbelerle silmek ve hayatımızı yeni amellerle donatmak gerekir.
Elbette bir mü’min olarak gündemimizde, önce kötü amellerin veya hayatımıza sirâyet etmiş birtakım yanlışlıkların silinmesi olmalıdır. Bunun için de tevbe, mü’min için son derece önemlidir. Allah Resûlü sallallâhu aleyhi ve sellem:
“Ben günde Rabbime yüz kere istiğfar ederim.” buyurmuştur.
Selef-i Sâlihîn diye ifâde ettiğimiz İslâm büyükleri, bu hadîsi şöyle tefsir ederler:
Allah Resûlü her an mânevî bir yükseliş içindeydi, her an yeni bir mânevî mertebeye ulaşıyordu. Dolayısıyla bulunduğu yeni hâlden, bir önceki hâli için istiğfar ederdi.
Bizler de böyle kutlu bir mevsime girmişken, inşâallah yeniden bir tevbe iklimine girmeliyiz. Geçmişe ait pişmanlıklarımız varsa, onları önümüze koymalı; zîrâ buyurulmuştur ki:
“Et-tevbetü’n-nedâme.”
“Tevbe, pişmanlıktır.”
Yani tevbe, her şeyden önce yapılanın farkına varmaktır. Bunun için geçmişin muhâsebesini yapmalı; bu muhâsebe içinde düzeltilmesi gereken alanlar varsa onları düzeltmeli, ardından da yepyeni amel-i sâlih irâdeleri kuşanarak bu üç ayı en güzel şekilde değerlendirme gayreti içinde olmalıyız.
Rabbimiz inşâallah gecemizi mübârek eylesin, bizi bundan sonra idrâk edeceğimiz güzel gecelere kavuştursun ve son nefesimizi imanla vermeyi bizlere nasip eylesin, aziz dinleyenler.










YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!