Teşyi Ne Demek? Teşyi Ne Anlama Gelir?

Teşyi ne demek? Teşyi kelimesinin anlamı nedir? Teşyi kelimesine örnek cümleler...

Teşyî: Yola çıkanı geçirme, uğurlama anlamlarına gelmektedir.

TEŞYİ KELİMESİNE ÖRNEK CÜMLE

Muhabbet, kuru bir dâvâdan ibâret değildir. Muhabbet, kardeşinin derdiyle dertlenip ihtiyaçlarını karşılamak, fedâkârlık ve ferâgat göstermek ve elindeki nîmeti onunla paylaşabilmektir. Yukarıdaki misâlde de sergilendiği gibi gerçek kardeşlik, zor zamanlardaki kardeşliktir. Hadîs-i şerîfte buyurulur:

“Birbirlerine acımakta, birbirlerini sevmekte ve birbirlerine şefkat göstermekte, müminlerin tek bir vücûd gibi olduklarını görürsün! (Bu vücûdun) bir
uzvu muzdarip olduğu takdirde, diğer kısımları da uykusuz kalıp ateşler içinde onun ızdırâbını duyarlar.” (Müslim, Birr, 66)

Hazret-i Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem- zaman zaman ashâb-ı kirâma hitâben:

“–Ashâbım! Bugün bir yetim başı okşadınız mı? Hasta ziyâretinde ve cenâze teşyiinde bulundunuz mu?” diye sorardı. Hazret-i Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, bu sualleriyle bir müminin sırf ferdî muhtevâda kalmayıp ictimâîleşmesinin, yâni zengin ve diğergâm bir gönle sâhip olmasının zarûretini ifâde ederlerdi.

*****

Sanki hepsi, rûhâniyet-i Rasûlullâh’ın tecelliyâtıyla bir neş’e cümbüşüne bürünürdü.

Bütün dertli, yorgun ve bîtâb gönüller, O’nda tesellî bulurdu. Cenâzesindeki mahşerî kalabalık, onun ölümüyle bile gönülleri rikkat, rûhâniyet, diğergâmlık ve vahdet itibâriyle üstüste çakışmış gölgeler gibi tevhîdin müşahhas bir misâli oldu. Cenâzesini teşyî edenler, o anda dünya kîl ü kâlinden sıyrılmış, ürpertili hissiyat ve tefekkürle Allâh’a gerçek bir kul vasfında yönelebilmenin feyz ve rûhâniyet iklimine ulaşmıştı. Eğik başlar, mahzûn gönüller, dökülen sıcak gözyaşları, kulluktan murad olan gerçek hâlin zâhirdeki pek âşikâr bir tezâhürü idi. Adım atmakta güçlük çeken o dâsitânî kalabalığın üstünde ise, gören gözler için bir rahmet bulutu hâlinde sayısız melek, kabre doğru süzülerek onu teşyî etmekte idi...

 

 

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.