Tek Sağlık Nedir? İnsan, Hayvan ve Çevre Sağlığı Neden Bir Bütündür?
Tek Sağlık (One Health) yaklaşımı çerçevesinde insan, hayvan ve çevre sağlığının ilişkisi, zoonotik hastalıklar ve doğayla bozulan dengenin halk sağlığına etkileri anlatılıyor.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), “Önümüzdeki yıl için odaklanmamız gereken nokta ne olmalı?” sorusuna cevap bulmuş: "Sağlık İçin Birlikte: Bilimin Yanındayız"
TEK SAĞLIK (ONE HEALTH) NEDİR?
İnsan, hayvan ve çevre sağlığı birbirine görünmez bağlarla bağlıdır. Bilim dünyasının "Tek Sağlık" dediği bu yaklaşım, aslında hepimizi koruyan dev bir güvenlik ağıdır.
Neden?
Genel halk sağlığı araştırmaları, yeni ortaya çıkan bulaşıcı hastalıkların %75’inin hayvanlardan insanlara geçtiğini gösteriyor. Çok can acıtan Korona pandemisi gibi.
Biz doğanın dengesini bozup yaban hayatının alanlarına müdahale ettikçe, daha önce hiç tanışmadığımız mikroplarla genellikle virüslerle karşı karşıya kalıyoruz.
ZOONOTİK HASTALIKLAR VE DOĞAL DENGENİN BOZULMASI
Türkiye’de sıkça duyduğumuz kene kaynaklı “Kırım Kongo Kanamalı Ateşi” (KKKA), çiğ sütten bulaşan Brusella ve benzeri hastalıklar, bu bağın ne kadar hassas olduğunu kanıtlıyor.
Pek çoğumuz evimizde güvende olduğumuzu düşünsek de şu vurucu soruyu kendimize sormalıyız: "Evimizin bahçesi (tüm dünya) ve doğal komşularımız hatta kırsal yörelerde ev arkadaşlarımız (hayvanlar) hastayken, kapıları kapatmak bizi ne kadar korur.
Kaldı ki geldi bahar ayları, arkası yaz...
Pikniği var, doğa yürüyüşü var.
Denizin dibinde denizaslanı, Hira Nur dağında sevimli şempanzeler…
Hadi evinde otursan neyse!
Modern tıp dünyası artık şu gerçeği kabul ediyor: Sağlık, sadece hastane koridorlarında değil, dağın başında, toprağın içinde ve hayvanların esenliğinde başlar. Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) dediği gibi: Tek Sağlık.
İçinde yaşadığımız ekosistemi bir bina gibi düşünürsek; hayvanlar ve çevre bu binanın temeli, insan sağlığı ise en üst katıdır. Temelden başlayan rutubet, yıpranma, çatlak en üst katta yaşamayı imkânsız kılar.
Tıbbi bir tabir; Zoonotik Hastalıklar: Hayvandan bulaşan hastalıklar demek.
Dünya tarihine geçen bir hadise olan Korona salgını nasıl başladı?
Çin’deki yabani hayvan pazarı.
Bana ne Çin’den diyebildik mi?
Ya da yarasa yiyenler düşünsün.
Yeni ortaya çıkan bulaşıcı hastalıkların %75’inin hayvan kökenli (zoonotik) olması bir tesadüf değildir. Doğayla kurduğumuz hatalı ilişki, bu hastalıkları kendi kapımıza davet etmektedir:
Doğal alan ihlali: Yaban hayatının yaşam alanlarına (ormanlara, mağaralara) müdahale ettikçe, binlerce yıldır izole kalmış virüslerle ilk kez temas ediyoruz. Yaşam alanı daralan canlılar şehirlere yaklaştıkça, bağışıklık sistemimizin tanımadığı virüslerle yüz yüze geliyoruz
Otoyollar ve raylar sayesinde Afrika’nın dibinde ya da Sibirya’da ulaşılmadık yer kaldı mı?
Fakültede sıtma dersini anlatıyoruz.
Soru: Havaalanı sıtması nedir?
Sıtmanın yaygın olarak görülmediği bir ülkede yaşayan bir kişinin, uçaklarla taşınan enfekte bir sivrisinek tarafından ısırılması sonucu hastalığa yakalanmasıdır. Yani Afrika’dan çıkmaz, Adananın kuzeyinde yaşayamaz zannedilen sıtma mikrobu, gelişen teknolojiyle birlikte şimdi İstanbul Arnavutköy’de.
20 yıl önceki hekimler duysa güler geçerdi...
Hadi bunlar sofistike örnekler. Bir de bizim memleketin gerçekleri var.
Zoonotik Hastalıklar
Aziz vatanımız, biyoçeşitliliği ve coğrafi konumu nedeniyle çeşitli zoonotik hastalıklar için ansiklopedi gibi. Buyurun birkaç örnek.
Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA): Özellikle İç Anadolu’nun kuzeyi ve Karadeniz bölgesinde sık görülen, keneler yoluyla bulaşan viral bir hastalıktır.
2002 yılından 2024 sonuna kadar Türkiye'de yaklaşık 17.000 vaka görülmüş ve 819 can kaybı yaşanmıştır. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında tarım ve hayvancılıkla uğraşanlar ile piknik yapanlar ciddi risk altında.
Bruselloz: Türkiye'de insanlarda en sık rastlanan bakteriyel zoonozlardan. Genellikle pastörize edilmemiş süt ve peynir gibi hayvansal ürünlerin tüketilmesiyle bulaşır. Nasıl olduğunu Hakkârili bir hastamızdan öğrenmiştik. Süt alınır, kaynatılır, ılınsın diye beklenir. Sonra içilir, mayalanır.
Bizim çoban milletinin sağlıklı yaşam fantezisi: Çok doğal olsun diye hayvandan sağılmış sütü direkt içmek, ya da “nasıl olsa ılık” diyerek hemen mayalamak. Sonrası Anadolu deyimiyle “Mal hastalığı”. Sadece 2016-2018 yılları arasındaki tetkik, tedavi maliyetinin 710 milyon TL civarında olduğu tahmin edilmektedir.
Kuduz: “Şüyuu vukuundan beter” ne demek? “Hadisenin dedikodusunun (ihtimalinin) çıkması (yayılması), o olayın bizzat yaşanmasından daha kötüdür.”
Mesela sadece İstanbul'da 2007'den beri yerli bir kuduz vakasına rastlanmamıştır, ancak her yıl binlerce tedbir amaçlı aşılama yapılmaktadır. Harcadığımız paraya mı üzülelim, yediğimiz iğnelere mi?
Şark çıbanı var, şarbon var, kist hidatik var...
KORUNMA YOLLARI VE GÜNLÜK HAYATTA SAĞLIK ÖNLEMLERİ
- Brusella ve tüberküloz riskine karşı "sokak sütü" yerine pastörize veya UHT sütleri tercih edin. Ya da alın “güvenilir sütünüzü” yine de fokurdamaya başladıktan sonra en az on dakika daha ocaktan indirmeyin.
- Çiğ etten kaçının, çiğ köfte için bulgura devam, hem maliyet de düşmüş olur!
- Toprakla temas eden sebze ve meyveleri çok iyi yıkayın.
- Doğada kalacaksanız: Özellikle İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde keneyi fark etmek için açık renkli kıyafetler giyin. Pantolon paçalarını çorap içine sokun. Eve döndükten sonra vücudunuzda (kulak arkası, koltuk altı, diz arkası dâhil) mutlaka kene kontrolü yapın. Eğer kene görürseniz üzerine alkol veya yağ dökmeyin; bir cımbızla, ezmeden, kafasından tutup dik bir şekilde çıkarın ve en yakın sağlık kuruluşuna başvurun.
- Dünya sağlık örgütü; “evcil dost” diyor ama naçizane önerimiz: Dünyada sekiz milyar insan var, arayın, en fazla bulduğunuz üç beş tane dosttur. Dört ayaklıların, aşısıydı, ilacıydı daha zahmetlidir. Yok, illaki lazımsa tüylü dost, o zaman aşısını, temizliğini, kontrolünü düzgün yaptırın.
- Doğada kaynağını bilmediğiniz suları içmeyin. O “Ab-ı hayat” şeker gibi suların çoğunu kirlettik.
Yarasaların mağarada, köpeklerin köylerde, kedilerin sokakta yaşadığı yerlere denk gelirsiniz inşallah…
Kaynak: Fırat Erdoğan, Altınoluk Dergisi, Sayı: 484









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!