Zalimlerin âkıbeti asla değişmez. Firavun bir çocuk kātiliydi. Tahtını devirecek Musa’yı yok etmek için yüz binlerce çocuk katletti. bugün Gazze’de, Filistin’de şehîd olan her mâsum da bir gün tecellî edecek ilâhî yardıma -inşâallah- ilâve olunmaktadır.
Muhyiddin İbn-i Arabî Hazretleri, Mevlana Hazretleri'nin sözünün nasıl şerh ediyor? Zalim Ad, Semud ve Lut kavmi nasıl hêlak oldu? Hz. İbrahim (a.s) zulme nasıl meydan okudu ve akabinden neler oldu? Tarih her zaman zalimlerin hüsrana uğradığını yazmıştır. Bugün de yazacaktır inşallah...
Cenâb-ı Hak; adâleti emreder, zulmü ise yasaklar, zâlimleri sevmez ve iki dünyada da onlara gazab eder. Ekseriyâ daha dünyada iken zâlimler, kahra uğrarlar.
Güzel ahlâk, yumuşak huyluluk, nezâket, Allâh’ın mahlûkâtına şefkat ve merhamet, Allah’tan gelene rızâ gibi nice güzellikler, İmâm-ı Rabbânî Hazretleri’nin gönül dünyasında zirve seviyeye ulaşmıştı. Zâlim idâreciler, kendisine, âile halkına ve yakınlarına büyük zulümler yaptılar. Fakat onun ağzından buna dâir herhangi bir şikâyet kelimesi aslâ çıkmadı. Kendisi dâimâ rızâ makâmında olduğu gibi yakınlarını da sabra teşvik ederdi.
Allahü Teâlâ, suçluları cezalandırmada acele davranmaz. Kâfirler, küfürden imana; zâlimler, zulümden adâlete, âsiler isyandan ibadete; günahkârlar, günahtan tövbeye; sapıklar, dalâletten hidâyete yönelebilirler. Bu sebeble Allah Teâlâ cezaları tehir eder, hatta bir çoğunu âhirete bırakır.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nce hazırlanan Türkiye geneli haftanın Cuma hutbesi bu hafta mazlumlar için.
Ümmetin öncüleri diyebileceğimiz âlimlerin ve liderlerin azimetle amel etmesi ve zâlime karşı cesaretle hakikati haykırması, Hakk’ın yeryüzünde ikamesi adına son derece önemli bir duruştur.
Biz bütün mescidlere, câmilere Allah’ın evi deriz. Bütün mâbedlerin kıblegâhı olan Kâbe ise en büyük Beytullah’tır. Hadisin bize öğrettiği hususlardan biri de mâbed düşmanlarının hiç bir zaman eksik olmayacağı, her devirde değişik tahrip silahlarıyla ve değişik görünümlerde ortaya çıkacağıdır.
Kalplerdeki takvâ duygusunun kimde daha yüksek olduğunu, dolayısıyla kimin daha hayırlı olduğunu ancak Allah Teâlâ bilir. Bunun içindir ki Rabbimiz, âyet-i kerîmede şu îkazda bulunur: “Ey mü’minler! Bir topluluk diğer bir topluluğu alaya almasın. Belki de onlar, kendilerinden daha hayırlıdır…” (el-Hucurât, 11)
Dr. Murat Kaya "Ashab-I Uhdud" Kıssasını anlatıyor: