Zahid ne demektir? Kime denir? Kısaca anlamı nedir?
Mevlâna Celaleddin-i Rumi'nin Mesnevi'sinde geçen “çunki nâmahrem der âyed ez derem perde der pinhan şevend ehl-i harem” (Mesnevî, 1/2381) (Yabancılar kapımdan içeri girdiğinde, ev halkım perde arkasına gizlenir.) sözü ışığında sırları örtmenin hikmetinde neler saklı olduğunu öğreniyoruz.
Sami Efendi aşısı almış bir mühtedi; Zahid Barsamoğlu... Cildi zikirden yumuşamış. 93 yaşında ama yüzünde bir tane kırışıklık yok. Mütebessim bir çehre, ışıl ışıl aydınlık bir sima. Ahmet Topbaş ve Selman Tan’ın Zahid Barsamoğlu ile yaptığı röportaj, Altınoluk Dergisi’nin Şubat sayısında yayınladı. İşte o feyz dolu sohbet.
Zühd, dünyaya lâyıkından fazla değer vermeme, rağbet etmeme, kanaatkâr olma, her türlü dünyevîve, nefsânî zevke karşı koyarak kendini ibadete vermektir. Lâkin zühd, bu dünyadan tamamen el çekmek olarak anlaşılmamalı, dünyevi şeyleri gönle sokmadan takva ikliminde yaşamak şeklinde idrak edilmelidir.
Tarihimizde özellikle âbid ve zâhidlerin ve hatta bazen âlimlerin, devlet ricâline uzak durma gibi bir sünnetleri olagelmiştir. Sözünün dinleneceği hüsn-i zannına sahip âlim ve âriflerin, iktidardakileri zaman zaman uyarmaları ve onları yanlıştan korumaları hem dînî, hem insanî ve hem de vicdânî bir zarurettir.
Selmân-ı Pâk -radıyallâhu anh-; âlim, zâhid, dünyaya değer vermeyen, lüks ve israftan uzak duran, alçak gönüllü, güzel ahlâklı, parlak zekâya sahip, kahraman ve fedâkâr bir sahâbî idi. Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’e husûsî bir yakınlığı vardı. Peygamber Efendimiz zamanında fetvâ veren sahâbîlerden biriydi. Hayatı boyunca İslâm’ı bulmak ve onu insanlara öğretmekle meşgul olmuştur. Fârisîlerin ilk müslüman olanıdır.[1]
Kur’ân yolunda çektiği cefalar yeni nesillere örnek olacak, ismiyle müsemma, bu yolun yetiştirdiği kemâl ehli bir insan olan Kemaleddin Altıntaş Hocaefendi ile hayat hikayesi üzerine konuştuk.
Havle binti Hakîm radıyallahu anha Rasûlullah sallallahu aleyhi vesellem Efendimize ilk inanan hanım sahâbîlerden... Hz. Hatice annemizin vefatından sonra Efendimizin tekrar evliliği konusunda dünürcülük yapan bir bahtiyar... Dinî konuları öğrenme hususunda çekinmeden, mahrem mevzûları dahî Efendimize rahatlıkla soran, bilgilenmek için gayret eden bir ilim âşıklısı hanım... Medine’de ilk vefat eden muhâcir Osman İbni Maz’un (r.a)’ın âilesi... Ümmü Şerîk künyesiyle de tanınır...
Kur’ân-ı Kerîm’de 200 küsur yerde zikredilen "infak" malın ve canın Allâh’a adanışıdır. Yâni Rabb'imizin ihsân ettiği nîmetleri, yine O’nun uğrunda sarf etmektir. Buna göre Müslüman da hem malını hem de canını büyük bir rızâ ve teslîmiyetle Allâh’a adayan insandır.