Yetimleri, kız çocuklarını, zayıf, yoksul ve gönlü kırık kimseleri hoş tutmak, onlara iyilik edip şefkat göstermek, kendilerine mütevazi davranıp kol kanat germek İslam'ın emrettiği hususlardandır.
Peygamber Efendimiz dul ve yaşlı kadınlarla fakirlerin ihtiyaçlarını karşılamak için özel bir gayret gösterirdi. Zaten o, hayatı boyunca gönlü kırıkların yanında oldu. Onlarla ağladı, onlarla güldü. Allah’ın rızasının böyle kimselerin yanında olduğunu bildiği için, onlara yardımcı olanların Allah yolunda cihâd etmiş gibi sevap kazanacaklarını söyledi.
Fakiri ve garibi red için ağızdan çıkacak her ses ve nefes, onun kalbini incitir. Sanki sathına hohlanmış ayna gibi kalp buğulanır. Parlaklık ve derinliği zâyi olur. Cömertliğin keremini göstermez olur. Amellerimiz, infaklarımız dâimâ gözümüzde devleşir. Bizi oyalar ve aldatır. Bize haz hamallığı yaptırır. Dicle’den ve onun sahibinden habersiz olduğumuz için bir testi su, gözümüzde bir deryâ olur.
Kilis'te faaliyet gösteren Umudum Sensin Derneği'nin Başkanı Sağır, "Peygamberimiz yetim bir çocuk olarak dünyaya geldi, İslam dininde bir yetimin başını okşamak bile sevap, onun için bu çocuklar bize Peygamberimizin emanetidir." dedi.
Kendisi de yetim olan Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yetimler üzerine büyük bir şefkatle titrerdi. Zira Kur’ân-ı Kerîm’de yetimin muhâfazasına dâir pek çok âyet-i kerîme mevcuttur.