Yaratılış mâceramızı baştan sona tefekkürle okuduğumuzda bunun her bir kısmının “Esmâ-i Hüsnâ” ile sarılıp-sarmalandığını görürüz. İnsan; hikmetle seyredeni hayretler içinde bırakan, Cenâb-ı Hakk’ın bir sanat harikasıdır. Zerre kabîlinden bile olmayan bildiklerimizle bunu anlayıp aktarmaya çalışırken, Rabbimiz, her satırda farklı pencereler açtı önümüze...
İnsanın tohumu olan zigot, rahme tutunurken, yumurtalıktan yumurtayı bırakan hücreler, onun sağlıklı bir şekilde rahme yerleşmesini sağlayan bir hormonu salgılar. Ayrıca beyne bir sinyal gönderilerek yumurtalıktan yeni yumurta çıkışı durdurulur. Zira ilkah olduğunda ve hâmilelik oluştuğunda, artık yeni yumurta çıkışına ihtiyaç yoktur.
Kadın ve erkek, Allah’ın en güzel şekilde yarattığı, birbirini tamamlayan, birbirine emânet edilmiş iki varlık… İkisi bir araya geldiğinde, “eşref-i mahlûkât” olarak hayatın ve dünyanın mimarı olurlar. Lâkin ikisi birbirinden ayrı, birbirine düşman veya ters davranmaya başladığında, hem âilenin, hem de dünyanın çivisi çıkar.
Sanat harikası insanın var oluşunda ilkah/döllenme hâdisesinin nerede olduğunu ve kısaca bunun sebeplerini Dr. Betül Nefise İnal anlatıyor.