Hayrât ve hasenâtta görüldüğü gibi Osmanlı’da şefkat ve merhamet, hayvanlar ve bitkilere kadar uzanmıştır. Hayvanları ve bitkileri himâyede bütün Osmanlılar, âdeta bu hususta kurulmuş mevhum bir müessesenin gönüllü üyesi gibidirler.
Osmanlılar, hayatlarını tamamen İslâm dîninin muhtevâsı içinde yaşamaya gayret etmişlerdir. Onlar, husûsiyle ilk üç buçuk asırlarında sahâbeden sonra İslâm şahsiyetini temsil eden mümtaz bir nesil hüviyetindedirler.