Harp meydanında korkusuzca savaşıp toprağın sînesine şehâdet terennümleriyle baş koyan vefâkâr şehitlerimizin hanımları da vefâ misallari göstermişlerdir. Buna en güzel örneklerden biri, eşini Çanakkale’ye uğurladıktan sonra vefât edinceye kadar bir kez olsun adımını evden dışarı atmayan Şemsi ninenin hikayesidir.
Hakk’a vefâ ancak ve ancak O’nun emirlerine riâyetle gerçekleşir. Bu vefâ, O’na bağlı his ve fiillerin zirvesidir. Çünkü yaratan, yaşatan ve kendisine her an muhtac olunan yegâne varlık O’dur. Hayatımız da ölümümüz de O’nun elindedir. Bu cihetle O’na olan muhabbet ve her nefeste O’nunla râbıtalı olabilmek husûsiyeti, kulluğun en yüce ufku ve vefâ borcudur.