Sorsam herkes vefâlı, sorsam herkes fedakârdır. O hâlde günümüzde neden “aşk” gibi engin duygunun yerini, günü birlik hevesler ve eğlenceler almıştır?
Mekke’nin Fethi’nden sonra Peygamber Efendimiz’in gösterdiği emsalsiz vefa örneği...
Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’in Ensar’a olan vefasını anlatan örnek.
Hakk’a vefâ ancak ve ancak O’nun emirlerine riâyetle gerçekleşir. Bu vefâ, O’na bağlı his ve fiillerin zirvesidir. Çünkü yaratan, yaşatan ve kendisine her an muhtac olunan yegâne varlık O’dur. Hayatımız da ölümümüz de O’nun elindedir. Bu cihetle O’na olan muhabbet ve her nefeste O’nunla râbıtalı olabilmek husûsiyeti, kulluğun en yüce ufku ve vefâ borcudur.
Peygamber efendimiz, kötülük gördüğü kişilere karşı bile iyilik yaparak gönüllerini yumuşatır. İyilik gördüğü kişileri de ihmal etmez, iyiliklerine karşı ise mutlaka en güzel şekilde mukabele ederdi.
Her birimiz, ömür sermâyemizi sâlih amellerle değerlendirmek için, bugün ciddî bir gayrete girmeliyiz. Unutmayalım ki, ilâhî imtihan dünyasındaki bu fânî hayat nîmeti, bir defaya mahsus lûtfedildi. Ecel senedimizin meçhul vâdesi dolduktan sonra, artık ne bir tehir söz konusudur, ne bir tekrar, ne de bir telâfî imkânı…