Allah Resûlü’nde ilim, mal ve can cömertliği en kâmil sûrette mevcut idi. O, Allah’ın dinini açıklamak, câhillere öğüt vermek, açları doyurmak, ihtiyâcı olanların hâcetini gidermek ve insanların sıkıntılarına tahammül etmek gibi her nevî cömertliği tatbik ederek öğretirdi.
Günümüzde devletin ve mahallî idarelerin ülkenin imarı için gösterdiği çabayı geçmiş asırlarda Osmanlı vakıf sistemi icra etmiştir. Bu sebeple Osmanlı medeniyetinin temel unsuru vakıf sistemidir, denilebilir.
Osmanlı’da kurulan vakıfların çeşitlerini ve hizmet sahaları nerelerdir?
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan 4 Mayıs 2018 tarihinde tüm Türkiye'deki camilerde okunan Cuma hutbesinin konusu "Kesintisiz Hayır Çeşmesi Vakıflar" oldu.
Bir vakıf medeniyeti olan Osmanlı Devletinde inşâ edilen mîmârî şaheserler içinde, vâlide sultanların ve saray eşrâfından hanımların da birçok vakfiyesi bulunuyor. İşte Osmanlı'daki valide sultanların açmış olduğu vakfiyeler ve topluma kazandırdıkları eserler, hizmetler...
İstanbul’un fethinden önce yapılan ilk cami Rumeli Hisarının içine 1452’de bina edilen Fetih Camiî’dir. Farklı isimlerle anılmıştır. Boğazkesen Camiî, Hisar Camiî, Cuma Camiî, Fetih Camiî, Ebu’l-Feth Camiî gibi. Bu isimlerin hepsini hak etmiştir.
Osmanlı’da kurulan vakıfların hizmet ve faâliyetleri, zengin bir muhtevâya sahipti. Bunların, topluma faydalı olmak maksadıyla zaman, zemin, yöre ve temâyüllere göre çeşitlilik göstermesi, sistemin statik (durağan) değil, dinamik (canlı, hareketli) bir yapıya sahip olduğunun açık bir ifâdesidir.