Osmanlı döneminde tekke ve vakıflar nasıl bir beraberlikle çalışıyorlardı? Tekkelerin topluma faydaları neler? Vakıfların tesiri nasıldı?
Vakıf insan kimdir? Cemiyetin huzur ve sükûnunun sağlanmasında bireylerin önemi nedir?
Osmanlı’da vakıflar aracılığıyla yapılan hayır hizmetlerinin Osmanlı toplumundaki etkileri...
Vakıf ne demektir? Kısaca anlamı nedir?
Osmanlı’da vakıf duyarlılığı o kadar zirveleşmişti ki, bunlar sadece insanları değil, hayvanları, hattâ bitkileri bile şümûlüne alan bir genişlik kazanmıştı.
Vakıf, Yaratan’dan ötürü yaratılmışlara merhamet, şefkat ve sevginin bir tezâhürü olan infâkın devamlılık arz ederek müesseseleşmesidir. Bu da bir malın Allâh’a adanmasını, yâni temlik ve temellükten[1] men olunarak, ebediyyen mânevî bir gâye için kullanılmasını ifâde eder. Gâye ise, bütün mahlûkâtın muhtaç olanlarına cömertçe ikramda bulunmak, şefkat ve merhametle yaklaşarak, Cenâb-ı Hakk’ın rızasını kazanabilmektir.
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) Vedâ Haccı’nda takrîben yüz yirmi bin sahâbî mevcuttu. Bunlardan yüz binin üzerindeki sahâbî, dünyanın muhtelif bölgelerine giderek kendilerini Allah rızâsı uğruna hizmete vakfetmişler ve oralarda vefât etmişlerdir.
Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanan 4 Mayıs 2018 tarihinde tüm Türkiye'deki camilerde okunan Cuma hutbesinin konusu "Kesintisiz Hayır Çeşmesi Vakıflar" oldu.
Hazret-i Peygamber -sallallâhu aleyhi ve sellem-, asıl zenginliğin, mal çokluğu ile değil, gönül zenginliği ile olduğunu belirtmişlerdir. Gerçek müminler de, bu zenginlik nîmetine sâhip olup infakta bulunanlardır.
Bir vakıf medeniyeti olan Osmanlı Devletinde inşâ edilen mîmârî şaheserler içinde, vâlide sultanların ve saray eşrâfından hanımların da birçok vakfiyesi bulunuyor. İşte Osmanlı'daki valide sultanların açmış olduğu vakfiyeler ve topluma kazandırdıkları eserler, hizmetler...