Terör, uzunca bir zamandır Türkiye’nin bir numaralı gündemi. Gerek doğu ve güneydoğu illerimizde gerçekleşen terör ile mücadele, gerek şehirleri kana bulayan intihar saldırıları sebebiyle terör konusu gündemimizi esir almış durumda.
Terör örgütleri son dönemde Avrupa başkentlerinden Ortadoğu ve Afrika'ya uzanan coğrafyada kanlı saldırılar düzenliyor.
Seçim öncesi Cumhuriyet tarihinin en büyük terör eylemi olarak tarihe geçen Ankara’daki saldırı ülke gündemini alt üst etti. Suruç ve Diyarbakır’daki patlamaları hatırlatan saldırının hedefinin Türkiye olduğu çok netti. Peki bunun sonucunda neler oldu?..
Türkiye 1 Kasım’da gerçekleştirilecek erken seçimlere oldukça gergin bir ortamda gidiyor. Bir taraftan artan terör olayları ve gelen şehit haberleri, diğer taraftan yükselen siyasi tansiyon, Türkiye’nin 2 Kasım sabahına nasıl bir siyasi tabloya uyanacağına ilişkin tedirginliği ziyadeleştiriyor.
Aziz Mahmûd Hüdâyi Vakfı, Ankara'da gerçekleştirilen terör saldırısı başta olmak üzere her türlü şiddet olayını ve bunun benzeri toplumun huzurunu bozmaya yönelik her türlü eylemi esefle kınadığını açıkladı.
Türkiye, Gezi olaylarından bu yana uluslararası bir takım çevrelerin hedefinde. Gezi ile başlayan ama o gün için başarılamayan süreçten vazgeçilmiş değil. Türkiye’nin istikrarsızlaştırılması, kuşatılması, durdurulması, kulağının çekilmesi, haddinin bildirilmesi artık nasıl tanımlanırsa tanımlansın o süreç alttan alta devam ediyor.