İsraf ekonomisi, reklamlar ve tüketim kültürünün ahlâk üzerindeki olumsuz etkileri İslâmî bakışla açıklanıyor.
Mal ile ilişkimizin bir dindarlık göstergemiz olacağını asla unutamayız. Ölçüsüz yeme içme sadece bedene zarar açısından düşünülemez. Aynı zamanda nimetler üzerindeki savurganlık olarak da bizi yıpratmaktadır. Mesken, binek vasıtası üzerindeki harcamalarımızın ne kadar gerekli ve tabii ne kadar da şeytanın kardeşleri olmaya zemin oluşturacak bir savurganlık olduğu gözden kaçmayacak bir işarettir.
İsraf etmeme konusunda ekmeğe ve suya gösterdiğimiz hassasiyeti ne yazık ki pek çok şeye göstermeyiz. Çünkü modern zamanda tüketim kültürüyle birlikte israf edilenler listemize dâhil ettiğimiz teknolojik aletler, sağlık malzemeleri, zaman ve envai çeşit giysilerin israf edilmemesine dair zihnimizde bir şema yoktur.
Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'nin yeni kitabı, "Toplumun Kalbindeki Yara İSRAF" çıktı.
Ünlü İngiliz aşçı Jamie Oliver, tüketim kültürünün en büyük simgelerinden biri olan McDonald’s'a karşı açtığı davayı kazandı. Oliver'ın kazandığı davayla, McDonald’s hamburgerlerinin içindeki "et"in, hayvansal yağ hamuru ve amonyaktan oluştuğu kanıtlamış oldu.
Asrımızda yoğun bir îman problemiyle karşı karşıyayız. Ne yazık ki, dînin sağlaması modern hayat üzerinden yapılıyor. Modern hayat, şimdiye kadar ne Batı’ya huzur ve mutluluk sunmuştur, ne de onu taklit eden insanlara...