Suriye’de artık kritik bir döneme girilmiş bulunuyor. Hem sahada hem diplomasi alanında önemli gelişmeler yaşanıyor. El-Bab’daki IŞİD temizliğinin büyük ölçüde bitmesinin ardından, Suriye satrancının en kritik hamlesi haline gelen Rakka operasyonunun nasıl ve kimler tarafından gerçekleştirileceği hem Suriye’nin hem bölgesel ve küresel dengeler açısından büyük önem taşıyor.
Gerek Suriye’de ve gerekse Irak’ta cereyan eden çokuluslu hesaplaşmanın aktörlerinin ne yapmak istiyor? ABD ve Rusya neler yapmak istiyor? İşte senaryolar...
Suriye’de dengeleri değiştirmeye aday bir başka adım ise Rusların Suriye’den kısmi çekilme kararının hemen ardından terör örgütü PYD’den geldi. Örgüt, Ankara, Şam ve Washington’ın aksi yöndeki uyarılarına rağmen Suriye’nin kuzeyinde federasyon ilân etti. Karar, Suriye’nin bölünmesi yolunda ilk adım olarak okundu.
İstanbul Şehir Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Yrd. Doç Dr. Talha Köse, Suriye'deki son gelişmelerin Türkiye'nin iç güvenliği açısından taşıdığı tehlikeleri değerlendirdi.
Türkiye başına musallat edilen terör olaylarıyla uğraşırken Irak ve Suriye’nin Skyes Picot anlaşması ile çizilen sınırları tabir caizse güncelleniyor. Ortadoğu’da bir değişim yaşanırken “Dünyanın iki süper askeri gücü karşısında esamisi okunmayacak bir terör örgütü neden hâlâ ortadan kaldırılamıyor?” sorusuna kimse makul bir cevap veremiyor. Cevap şu mu acaba?..
Suriye krizinde sözüm ona farklı bloklarda gözüken ABD ise Rusya’nın bu katliamlarına sadece seyirci kalıyor. Uluslararası analizlerde ABD ve Rusya’nın, perde gerisinde, Suriye’nin geleceği konusunda yüzde 80 oranında anlaştıkları söyleniyor. Peki bu anlaşma Suriye'de neler vaadediyor.
Paris saldırısı sonrası Suriye’nin geleceğinde söz sahibi olmak isteyen bölgesel ve küresel tüm çevreler, siyasi ve askeri atraksiyonlarla bölgedeki ağırlığını artırmaya çalışıyor.