Arap halk devrimlerinin Mısır’da darbeyle, Libya’da iç savaşla, Suriye’de kanla, hem de en acımasız bir şekilde akâmete uğratılmasının ardından da Türkiye hedef konuldu. Neden mi?
Akdeniz'de tarihin en büyük göçmen trajedisi yaşanırken, haftalardır kapısında binlerce göçmeni bekleten Macaristan'ın faturayı Türkiye'ye keserek, ırkçı açıklamalar yapması tepki çekti. Göçmenlerin çoğunun Müslüman olduğuna vurgu yapan Macaristan Başbakanı Viktor Orban, "Avrupa'nın kendi Hristiyan değerlerini koruyacak durumda olamaması endişe verici değil midir? Biz ülkemizde Müslüman nüfus istemiyoruz" şeklinde utanç verici ifadeler kullandı.
Yunanistan'ın Farmakonisi adası yakınlarında göçmenleri taşıyan teknenin batması sonucu 30'dan fazla kişi öldü. Ölenlerin yaklaşık yarısı bebek ve çocuklardan oluşuyor.
Medya ve diğer kitle iletişim araçları üzerinden dezenformasyonla oluşturulmak istenilen "Türkiye algısı", aslında nasıl bir savaşın içinde yer aldığımızı gösteriyor bize.
İç savaşın sürdüğü Suriye'den kaçak yollarla Avrupa'ya gitmeye çalışırken ailesiyle birlikte bindikleri botun alabora olması sonucu ölen 2 yaşındaki Aylan bebeğin sahile vuran cansız bedenini kucağında taşıyan asker olay gününü anlattı.
İzmir'de kalan Suriyeli aileler, 3 yaşındaki çocuğun cansız bedeninin Muğla'nın Bodrum ilçesinde sahile vurmasına rağmen Avrupa hayalinden vazgeçmeyeceklerini belirtiyor.
Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi’nin son verilerine göre; Türkiye'deki Suriyeli sayısının 700 bini geçtiği, İstanbul’da yaşayan Suriyeli sayısının ise 150 bin civarında olduğu belirtiliyor. Artık İstanbul'un hemen her semtinde Suriyeli mültecilerle karşılaşmak mümkün. Eminönü'nde Yeni Cami'nin köşesinde, Üsküdar'da metro çıkışında, Fatih'te ya da Aksaray'da bir parkta... Eminönü ve Üsküdar'da İstanbul'a gelen Suriyelilerle, Suriye'den Türkiye'ye, sınır kentlerinden İstanbul'a olan yolculuklarını, neler yaşadıklarını, halihazırda burada nelere ihtiyaç duyduklarını, savaştan sonra neler yapmak istediklerini konuştuk.
İspanyol yardım kuruluşu Accion contra el Hambre, 5 milyonu çocuk olmak üzere 12,2 milyon Suriyelinin insani yardıma ihtiyacı olduğunu bildirdi.
Suruç'ta yaşanan hadisenin bir diğer boyutu Türkiye’yi DAİŞ ile etiketleme, DAİŞ’i destekleyen “terörist devlet” gibi gösterme gayretleridir. Bu kara propaganda, Suruç provokasyonu üzerinden hem içerideki hem dışarıdaki malum çevreler tarafından yine dillere pelesenk edildi.
DAİŞ’in bu saldırı ile Türkiye’de Türkler ile Kürtler arasına fitne sokmak ve barış sürecine darbe vurmanın sonuçlarından istifade etmeyi düşünmüş olabileceği de dillendirilen Suruç saldırısında 34 kişi ölürken, 100'den fazla kişi de yaralandı.