Sosyal medyada sözün çoğaltılması, görüntü ve sesli materyallerin çoğaltılmasının insanî ve İslâmî bir sorumluluğu var mıdır? Bu soruya fıkhî bir cevap verilebilir. Ancak konuyu Efendimiz'in (s.a.v.) “Kişinin her duyduğunu söylemesi, kendisine günah olarak yeter.” hadîs-i şerîf çerçevesinde düşündüğümüz zaman biraz dikkatli olmamız gerekiyor.
Son dönemde gittikçe artan sosyal medya ve internet kullanımı nedeniyle psikolojisi bozulan tüketicilerin yüzde 43'ü kendini "bağımlı" olarak tanımlıyor.
Uzman Klinik Psikoloğu Melis Çekiç Güllüoğlu, "online (çevrimiçi) olamama korkusu" sonucu bir depresyon, kaygı bozukluğu oluşabileceğini belirterek, "Bunun sonucunda panik atak geçiren bireyler de var. Yani bu aslında 'Ne var ki bu sadece sosyal medya' denebilecek bir şey değil." dedi.
Dijital dünyada artık bilgi parmaklarımızın ucunda, sosyal medyada aşağı ya da yukarı kaydırılmak için bekliyorlar.
Klinik Psikolog Mehmet Dinç ile sosyal medya üzerine…
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, internet kullanımı konusunda çocuklara yaş sınırı getirilmesi için çalıştıklarını, sınırın “16 yaş mı, 12 yaş mı” olması gerektiğini tartıştıklarını açıkladı. TBMM İnternet Komisyonu tarafından hazırlanan raporda ise çocuklar için “yaş doğrulama sistemleri” önerildi.
Uzmanlara göre sosyal medyada takipçi sayısını artırma, fenomen olma ve beğenilme isteği, kişilerde benlik karmaşası, kişilik bozuklukları ve depresyona neden olabiliyor.