“Allah mazlumların acı çekmesine neden izin veriyor, neden engel olmuyor bu kötülüklere?” Allah’ın varlığı, adaleti sorgulanabilir mi? İlahi adalet nasıl tecelli eder?
Herkes egoizmin zindanında yalnız bir mahkûm gibi yaşamaktadır. “Modern Yalnızlık” günümüzün en korkunç gerçeğidir. Herkes birbirinin gözü önünde yalnız yaşamaktadır.
Müminler olarak güç toplamak, kuvvetli olmak gibi bir mesuliyetimiz vardır. Bu emre uyanlar ile uymayanlar, Hak katında da eşit olmayacaklardır. Efendimiz'in (s.a.v.) şu sözleri, güçlü mümin olmanın ehemmiyetini anlatması bakımından bir hayat kılavuzu gibidir: "Kuvvetli mümin, (Allah katında) zayıf müminden hem daha hayırlı ve hem de Allah tarafından daha çok sevilen bir kimsedir. (Bununla beraber) her ikisinde de hayır vardır. Sen, sana faydası dokunacak olan şeyi elde etmeye var gücünle çalış, bu uğurda hırslı ol. Allah’tan yardım dile ve asla acizlik gösterme..."
Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 19 Ocak Cuma hutbesi yayımlandı. Bu haftaki cuma hutbesinin konusu "Önce kendimizden sorumluyuz".
Ümmet olarak meydana gelen problemlerde nasıl bir duruş sergilememiz gerekir? Kardeşlik imtihanından geçiyoruz. Sana bir durum içinde olmalıyız?
Devlet başkanından hamala varıncaya kadar herkes, işinden ve yaptığı görevinden sorumludur.
Îmân yüreğe kökleşince kişi hayata hep o pencereden bakar. Böyle biri için korku ve ümit kapısı yalnız Rabbidir. O’nun adına üzerine düşen sorumluluğun farkındadır ve her fırsatı bu uğurda değerlendirmek ister.
Hizmet ehli, zâhiren bir makama gelememiş görünse bile hakikatte bulunduğu kadirşinas çevre içinde saygı, sevgi ve itibar gören “ünvansız bir lider”dir. O liderler ki toplumun dertlerine ve ihtiyaçlarına çare olma adına bir gayretin içinde bulunurlar.
Ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Mardin'e yerleşen 5 çocuk annesi Suriyeli Milad Yasin, yaşı ilerlemiş engelli 2 kayınbiraderi ve görümcesi ile 85 yaşındaki kayınvalidesinin de bakımını üstleniyor.
Nöropsikiyatri Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. İşiten, 'kötü karne"ye ceza anlayışının yanlış olduğunu belirterek, "Karne notları ile çocuğun zeka seviyesinin eşleştirilmesi yanlış" dedi.