"Bu ayet kime hitap ediyor?” sorusu aslında Kur’an-ı Kerim’deki her ayet için sorulabilir. Çünkü Allah Teâlâ’dan gelen vahiy, insanın bir yanını Allah ölçülerine göre inşa etmek, ihya etmek, imar etmek içindir.
Nefis, Allah için hizmet etmenin ve faydalı olmanın tadını aldığı vakit, “Canlar canını buldum, kovanım yağma olsun!” diyen güzele benzer de herkes gibi düşünmeyi ve bakmayı bırakıp hâdiseleri başka bir boyuttan seyreder. Yorumları ve değerlendirmeleri farklılaşır. Çoğu insanın acâyip karşılayacağı işler yapar. Belki de bu sebeple birçok velî, halk tarafından deli addedilmiştir.
Kâmil insanın eşyâ ile münâsebeti, bir geminin deniz ile olan münâsebeti gibi olmalıdır. Deniz, gemiye istinaddır. Lâkin geminin içine su girerse onu batırır, bir lokma gibi yutar. Ama gemi, suyu içine almazsa onun üzerinde yol alır, varmak istediği hedefe vâsıl olur. Bu durumda su, hem nîmet, hem de âfet olabilecek bir imtihandır. İdrak sahipleri onu nîmet olarak kullanır; bu idrakten uzak olanlar ise âfetlerin girdabında boğulur. Yani nefsânî arzularına râm olanlar, altı delinmiş gemi gibidir. Hayatın hangi girdabında helâk olacakları meçhuldür.
Temizlik, ruhlara ferahlık veren bir kelime. Bulunduğu hemen her yeri güzelleştiren bir yönü var bu güzel kelimenin. Rabbimiz Kur’an’da “tertemiz olan kulları sevdiğini” bildirir. Temizlikle îman arasındaki ilişkiye dikkat çeker. Huzuruna arı duru ve pırıl pırıl gelinmesini ister. Görünen ve görünmeyen yönleriyle kulunun kirli-paslı olmamasını, her fırsatta temiz kalmasını ve hatta tertemiz olma gayretine soyunmasını murad eder.
Allah Teâlâ bizleri bu dünyaya imtihan için göndermiş, ahiretin tarlası olarak yarattığı bu dünyanın baki olmadığını esas yurdun ahiret olduğunu da daima bizlere hatırlatmıştır. Prof. Dr. Süleyman Derin, bu ay Altınoluk Dergisi'nde ayetler, hadisler ve İmam Rabbani'nin sözlerinden hareketle dünya hayatının aldatıcılığı konusunu işliyor.
Ahmet Taşgetiren bu ay [Mayıs 2015] Altınoluk Dergisi'nde çıkan "Kirlenmeme Hassasiyeti" başlıklı yazısında, Müslümanların günahlara karşı tetikte durup, teyakkuz halinde yaşaması gerektiğinin altını çiziyor.
Kendi hevâ ve heveslerimizden, aklın dünyevî ve nefsânî hesaplarından, Allah için ne kadar vazgeçebildiğimizi sık sık muhâsebe etmeliyiz. Tevhid mücâdelesi veren bütün peygamberler ve ihlâslı ümmetleri gibi, bizler de Hak yolunda mesafe katetmek için, içimizdeki putları ne kadar devirebildiğimize dikkatle bakmalıyız.
Hikmet; hakîkatleri idrâk husûsunda akla aczini kavratmaktır. Akılla kavranamayan nice sırlar, ancak hikmetle çözülür. Kâinattaki ilâhî tecellîlerin asıl mânâsı, hikmet nazarıyla okunabilir.
Tasavvuf; her şeyden önce, hayatı Kurʼân ve Sünnet istikâmetinde tanzim edebilme gayretidir.
Mürşid kalp ve ruh doktorudur.1 Peygamberimiz (s.a.v.)’in ahlâkıyla ahlaklanmış bir mürşide duyulan ihtiyaç zaruridir.