Hazret-i Mevlânâ şeytanın desîse ve aldatmalarına kanarak nefsine râm olup ibâdet ve muâmelâtını ziyân eden kişinin hâlini, ibretli bir hikâye ile anlatıyor.
Allah’a itaat ve hayırda ortak olanlar, sevapta da ortakdırlar. Sevapta ortaklık, mutlak eşitliği gerektirmez. Sevabın aslında ortaklık esastır.
Ya öğrenen ol, ya öğreten ama üçüncüsü olma!
Ebû Zer radıyallahu anh şöyle dedi: Nebî sallallahu aleyhi ve sellem bana (hitaben) buyurdu ki: “Din kardeşini güler yüzle karşılamak gibi (tabiî) bir iyiliği bile sakın küçük görme!” [1]
İslâm’da iyi bir çığır açan kimseye, bunun sevabı vardır. O çığırda yürüyenlerin sevabından da kendisine verilir. Fakat onların sevabından hiçbir şey noksanlaşmaz. Her kim de İslâm’da kötü bir çığır açarsa, o kişiye onun günahı vardır. O kötü çığırda yürüyenlerin günahından da ona pay ayrılır. Fakat onların günahından da hiçbir şey noksanlaşmaz. İslam'da iyi veya kötü çığır açmakla ilgili ayetler ve hadisler...
Büyükler, “hizmetin büyüğü küçüğü olmaz” diyerek, her hizmetin hakikatte büyük olduğuna işaret etmişlerdir. Zira Hakk’ın rızasının hangi amelde gerçekleşeceği bilinemez. Öyleyse her bir hizmete, rızâ-yı ilâhîye vesile olacak nazarıyla bakabilmelidir.
Dünyayı âhirete tercih etmek; geçici olanı kalıcı olandan, damlayı deryadan, çer-çöpü pırlantadan kıymetli görmek gibi, hazin bir hamâkattir. Bâyezîd-i Bistâmî Hazretleriʼnin buyurduğu üzere, bu hamâkate dûçâr olanların en bâriz vasıflarından biri “cehâlet”tir.
Cemaatle kılınan namaza, tek başına kılınan namazdan yirmi küsur, bazı rivayetlerde yirmi beş, hatta yirmi yedi misli sevap veriliyor. Cemaatle namaz kılmak üzere mescide gitmek ve orada namaz vaktini beklemek, insana büyük sevaplar kazandırır.
İnsanın samimiyeti, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak için gösterdiği çaba ile ölçülebilir. Ve şüphesiz onlara güzel bir ecir vardır.
Dil, Cenâb-ı Hakk’ın en büyük nimetlerinden biridir. Allah’ı zikretmesi, güzel söz söylemesi onun hünerlerinden sadece ikisidir. Bununla beraber sorumluluğu çok büyüktür. Peygamber Efendimizin “Allah’ım! Dilimin şerrinden sana sığınırım” diye dua etmesi de bunu göstermektedir. (Ebû Dâvûd, Vitr 32; Tirmizî Daavât 74; Nesâî, İstiâze 4, 10, 11, 28)