Âyin ve semâ ne demektir? Ayin ve semanın farkları nelerdir?
Allah Teâlâ, sana doğru yolu göstersin! İyi bil ki, Allah yolunda bulunmak isteyen sâlike önce lâzım olan şey, itikadını düzeltmektir. Doğru itikat, Ehl-i Sünnet âlimlerinin, Kur’ân-ı Kerîm’den ve hadîs-i şeriflerden ve ashab-ı kirâmdan öğrendikleri, anladıkları itikattır. Kur’ân-ı Kerîm’in ve hadîs-i şerîflerin manasını doğru anlayan, doğru yolun âlimleridir. Bunlar da, Ehl-i Sünnet vel-cemâat âlimleridir.
Bu âlemde zerreden kürreye kadar ne varsa, hepsi ilâhî bir sanat hârikasıdır. Her tarafta insan idrâkine sunulan sayısız hikmet tecellîleriyle kâinât, âdeta ilâhî kudret nakışlarının bir sergi salonu gibidir.
Mevlana'nın "Allah ile buluşmak ve aşkı kucaklayıp bağrına basmak" ifadesiyle tanımladığı sema, görselliği ve estetiğiyle izleyenlerde büyük etki uyandırıyor.
Namaz esnasında gözleri semaya dikmek huşûya ve edebe aykırıdır. Ayrıca namazda gözleri semaya dikmenin mekruh olduğuna dair ulemâ görüş birliği içindedir. Peygamber Efendimiz de namazda semaya bakmamak gerektiğini belirtir.
Cenâb-ı Hak, âyet-i kerîmelerde yedi kat semâdan bahsetmektedir. İnsan fikren, bu yedi kat içerisinde bir miktar dolaşmaya başladığında, âdetâ akıl tutulması yaşamaktadır. Allâh’ın sonsuzluğunu idrake, az da olsa yaklaşmaktadır.
İslâmʼın hedeflediği “kâmil insan” olabilmek için dînî hayatı; madde ve mânâ bütünlüğü, zâhir ve bâtın derinliği, akıl ve kalp âhengi, şekil ve ruh beraberliği içinde kavrayıp, yaşamak îcâb eder. Gerçek tasavvuf, İslâmʼın zâhirine ilâveten, bâtın plânında da kavranıp yaşanması gayretinden ibarettir.
Göz… Her an binlerce işlemin gerçekleştiği, insan vücudunun ücreleri yenilenemeyen tek bölgesi... Bu yüzden; neye nasıl baktığına çok dikkat etmeli insan. Gözün zekatı, kainattaki hikmet ve sanatları tefekkürdür. Cenab-ı Hak ne güzel buyuruyor; O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun? Sonra tekrar tekrar bak; bakışların (aradığı çatlak ve düzensizliği bulamayıp) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.(67/3-4)
Mevleviliğe ilgisiyle 55 yıl önce semazenliğe ilk adımı atan Hasan Muçay, kurduğu İzmir Semazen Grubu'nda yarım asırdır aşkla dönmeyi öğretiyor.
Araştırmacı-Yazar Fahri Sarrafoğlu, Erkam Radyo'da icra edilen "İstanbul'un Sırları" programında 1975'ten bu yana müze olarak hizmet veren İstanbul'un 500 senelik mistik mekânı, Galata Mevlevîhânesi'ni anlatıyor.