İnsanoğlu, duyguları birbirine geçmiş karmaşık bir canlıdır. Kendi şahsına münhasır özellikleriyle mezcedilmiştir. Dolayısıyla farklı fikirler, farklı istek ve arzular tabiîdir. Çünkü her insan birbirinden farklıdır.
Her türlü sihir, büyü, nazar ve benzeri zararlardan selâmette olmak için tavsiye edilen duâ ve sûreler...
Kendi mânevî değerlerini yitirerek, “süslü, ama ruhsuz” başka medeniyetleri taklit etmek, fertler ve toplumlar için büyük bir sefâlet ve alçalıştır. Müslüman olmak, bir insana şeref olarak yeter. İslâm’ın dışında şeref ve izzet arayanların bahtına ise, tarih boyunca hep mahrumiyet ve acılar düşmüştür.
Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) diyarına bir yolculuk...
Söz mukaddestir. Biizler bir çift sözle müslümanlığımızı te’yid ettik, safımız belli oldu. Öyleyse ağzımızdan çıkan her söz, akıbetimizi belirleyen bir âmildir.
Misafir ağırlamak ve ikramda bulunmak, başta Hazret-i İbrahim’in ve Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in sünnetlerindendir. Dinimizde de misafire ikram ve hürmet, övülen bir ameldir. Misafir giren ev “hayırlı”; misafire hizmet eden şahsiyetler ise “mübarek” kimselerdir.
Genç nesle yapılacak hizmetin en faziletlisi ise; onları gerçek sevginin ve saygının kaynağı Âlemlerin Rabbi ve Kutlu Elçisi ile tanıştırmaktır.