Ticaret, helal yoldan kazanç sağlamak için yapılır. Dinimizce de makbul bir iştir. Hz. Peygamber (sav) ve mezhep imamımız Ebu Hanife’nin de mesleğidir.
Ne acâyiptir ki insan, son derece şâşaalı ve müzeyyen bir saray görse ona hayran kalır. Onu hatırından çıkaramaz, hayâtı boyunca onun güzelliğini anlatıp durur.
Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, cansız varlıkların (cemâdât) ilâhî emre itaat etmelerini veciz bir şekilde anlatır.
Vaktiyle bir fırıncı vardı. Hiç görmediği hâlde, Hak dostu Şiblî Hazretlerini hem çok seviyor hem de onu görmeyi çok arzuluyordu. Bu iştiyakla bir hayli ömür süren, lâkin hâl ve hareketlerinde Şiblî Hazretlerinin güzel ahlâkından pek nasibi olmayan bu fırıncı, henüz onu görme nîmetine kavuşamamıştı.
Abdullah ibn-i Ömer, arkadaşlarıyla birlikte Medîne civârında bir yere çıkmıştı.