Osmanlı Devleti’nde defterdar olarak görev yapan Moralı Osman Efendi, dürüstlüğü ve samimiyeti ile bilinmesine rağmen kendisine kin tutan devlet yöneticisinin gazabına uğrar, sürgünden sürgüne gönderilir. Her şeyi elinden alınan Osman Efendi'nin saygınlığı ve efendiliği ise bir türlü elinden alınamaz.
Samimiyet ve ihlâs dolu bir yüreğin canlı bir tablosu... Bu güzellik ve sıcaklık karşısında, hangi gönül yumuşamadan durabilir? Hasbîlik, şu tablodan daha güzel hangi kelimelerle tasvir edilebilir? İşte hasreti duyulan gönül insanı ve özlenen gönül kıvamı budur.
Gerçek îmân, sırf lafızda kalan bir sözden; ameller de, birtakım kuru ve rûhsuz hareketlerden ibâret değildir. Gönlün tâ derinliklerinden taşan samîmî duygularla yaratana inanmak ve ona bağlanmak, emir ve nehiylerini zevk ve şevkle kabûllenmek ve bu hâl ile amel-i sâlih icrâ ederken O’nun rızâsından gayrı bir maksada aslâ iltifat etmeyip değer vermemek îcâb eder.
Alâüddîn Attâr Hazretlerinin hikmetli sözlerinden bazılarını sizler için derledik.
Sadâkat; niyette, düşüncede, sözde ve amelde doğru olmak, ihlâs ve samîmiyetle hareket etmek demektir. Emniyet de emîn olmak, güvenilir bir şahsiyet sergilemek demektir.
Esasen bir insan, yanındakini büyüttüğü kadar büyür. Meyveli ağaç haline dönüşür. Büyümüş insanlardan hürmet görecek bir konumda olmak, hiçbir zaman küçümsenecek bir seviye değildir. Ancak küçük hesaplar peşinde olanlar, bu nevi büyük düşüncelere sahip olamazlar.
Samimiyet, imkânsızlıklar içinde imkânların doğmasına vesiledir. Aşağıdaki hadiste verilmek istenen mesaj da budur.
“Şahsiyet dili”mizin gelişim seyrinde ilk durağımız “samimiyet”tir.
Dinimizde ölümü temenni etmek yasaktır. Ancak şehit olmayı temenni etmek, güzel görülmüştür. Hayr olan şeyleri istemek güzeldir.
Her geçen imaj ve gösterişin hâkim olduğu dünyamızda; bugün, zihin ve gönüllerimizi tahrip eden, iman ve amellerimizi tehdit eden, beşeri münasebetlerimizi, dostluklarımızı zedeleyen en büyük tehlikelerden biri gösteriştir, riyadır. Müminler olarak ihlas ve samimiyet sınavından geçtiğimiz dünyada bizlere düşen, ikiyüzlülükten, gösterişten bencillikten uzak durmaktır.