İnsan kâinâtın hür varlığıdır. İradesiyle istediğini yapabilir, düşünüp konuşabilir. Her an bir kazancın peşinde koşar. Kazandığı şeyler ise temelde ikiye ayrılır. Bunların bir kısmı mahdud ve geçicidir. Diğer kısmı ise ebedî ve kalıcıdır.
İlmi zihne depolamak kâfî değildir. Mühim olan, ilmin gerektirdiği olgunlukta bir şahsiyet ve karakter sergilemektir. Bu takdirde ilim, irfâna dönüşerek sâlih amellerin vücut bulmasına vesîle olur. Aksi hâlde davranışlara istikâmet vermeyen bir ilim, kuru bir hamallık ve faydasız bir yorgunluktan başka bir şey değildir.
Allah indinde amellerin kıymeti, onların miktarına değil, hangi kalbî keyfiyetle îfâ edildiğine bağlıdır. İhlasla yapılan her salih amel Allah (c..c) katında en kıymetlidir.