Bugünkü insanlığın dünyada biraz daha rahat ve uzun yaşayabilme arzu ve endişesine mukâbil, sahâbe neslinin en büyük arzusu; yüz akıyla, vicdan huzûruyla ve selîm bir kalp ile âhirete intikâl edebilmekti.
İnsan, nefsine hâkim olmalı ve her arzu ettiğini elde etmek için bütçesini zorlamaktan sakınmalıdır. Zira bu, nihâyetinde aşırı yük altına girmeye, huzursuzluğa ve buhranlara sebep olur.
Her hastalıkta olduğu gibi manevî hastalıklarda da erken teşhis önemlidir. Hastalık derinleşip bütün benliği sardıktan sonra hayata geri dönüş kolay olmayacaktır. Bu itibarla yıllık, haftalık ve hatta günlük bir muhasebe ile hâli ölçmek, kulluk kıvamının sıhhati için son derece önemlidir.
Ashâb-ı kirâm, hayatlarını büyük bir îman aşkı ve heyecanıyla şekillendirme gayreti içindeydiler. Bu îman heyecanının temelinde, Allah Rasûlü’nden tahsil ettikleri yoğun bir “rûhâniyet ve in’ikâs” vardı.
Sahâbe neslinin büyük bir îman vecdi içinde kendilerini Allâh’a adamalarının bir benzerini yakın tarihimizin Çanakkale muhârebeleri safhasında, sînesi îmanla dolu Mehmetçik sergilemiştir.
Bugün Müslümanların bir kısmı, ağır zulüm ve haksızlıklara karşı çetin bir mücâdele içerisinde bulunuyor. Aslında bu hâl, bir doğum sancısıdır. Bir uyanışın, şuurlanmanın göstergesidir. Dönüp dolaşıp -inşâallah- hayra medâr olacaktır. Bu anlamda Müslümanları güzelleştirecek 7 şeyi şöyle sıralayabiliriz.
İnfâktan maksat, muhtacı bütünüyle sıkıntıdan kurtarabilmektir. Elbette ki herkesin bütçesi veya imkânı bunun için tek başına kâfî gelmez. O hâlde hayırda da birlik olmak ve yardımlaşmak îcâb eder.