Sa’d İbn Muaz radıyallahu anh Evsîlerin reisi, ehl-i Bedir’den, Ensarın büyüklerinden olup; muhacirlerin arasında, Ebû Bekri’s Sıddîk radıyallahu anh ne makamda idiyse, Sa’d bin Muaz radıyallahu anh da ensar arasında aynı makamın sahibi idi.
Rasûlullah (s.a.v.) Efendimizin, hakkında “Allah’ın kullarından öyle bir kişi vardır ki o Allah’a yemin etse mutlak Allah onun yeminini yerine getirir” diye buyurdukları seçkin sahabi.
Uhud Harbi’nden Medîne-i Münevvere’ye dönerken Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- at üzerinde bulunuyor, atın dizginini de Sa‘d bin Muâz -radıyallâhu anh- tutuyordu. Sa‘d’ın annesi Kebşe bint-i Ubeyd -radıyallâhu anhâ-, Efendimiz’e doğru geldi.
İnsanlarla olan iletişimimizde kullandığımız sözler, kurduğumuz cümleler muhatabımızın gönül dünyasında güzel hisler uyandırmalı ve bu sebeple, dost ise dostluğu kuvvetlenmeli, düşman ise düşmanlığını gidermelidir. Bunun en güzel örneklerini sahabenin hayatında görüyoruz.