Allah'a teslimiyet, gönüldeki kederi ve sıkıntıyı giderir; ruh, sevdiği ile beraber olur. Kulun mâneviyattaki derecesi, teslimiyeti ölçüsündedir. Teslimiyet noksanlığından birçok verimsiz, üzücü hâller tecellî eder. Her şeyde tereddüdü, vesvesesi artar.
Güzel ahlâk, yumuşak huyluluk, nezâket, Allâh’ın mahlûkâtına şefkat ve merhamet, Allah’tan gelene rızâ gibi nice güzellikler, İmâm-ı Rabbânî Hazretleri’nin gönül dünyasında zirve seviyeye ulaşmıştı. Zâlim idâreciler, kendisine, âile halkına ve yakınlarına büyük zulümler yaptılar. Fakat onun ağzından buna dâir herhangi bir şikâyet kelimesi aslâ çıkmadı. Kendisi dâimâ rızâ makâmında olduğu gibi yakınlarını da sabra teşvik ederdi.
İmâm-ı Rabbânî Hazretleri “Mânevî hâller, şerîate bağlıdır; şerîat hâllere bağlı değildir. Çünkü şerîat sağlam ve kesindir, doğruluğu vahiyle sâbittir. Hâller ise zannîdir, keşif ve ilhamla sâbittir.” buyururarak bununla birlikte, şer’î esaslara riâyetle birlikte yapılan zikir ve tefekkürlerün de çok fazîletli olduğunu belirtiyor.
Allah'tan râzı olmaktan ilgili velîlerin kıymetli sözlerini sizler için hazırladık...
Îsar, peygamberlere ve Hakk’ın velî kullarına mahsus, fedâkârlık ve cömertliğin zirvesi olan bir haslettir.
Gönül genişliği ve iç huzuru bugün geçmişe oranla kaybettiğimiz hasletlerin en başında geliyor. Zira Rabbimiz kalplerin ancak kendisini zikretmekle huzur bulacağını ve itminana ereceğini ferman buyuruyor. Bundan uzaklaştığımız oranda da iç sıkıntıları, stres ve negatif duygular tarafından çepe çevre kuşatılıyoruz.