Kur’ân-ı Kerim’de şöyle buyrulur: “Allah Teâlâ’dan korkup yasaklarından sakınan kimseyi Cenâb-ı Hak dünya ahiret mihnetinden çıkarır ve ona hatırına gelmeyen, ummadığı rızkı ihsan eder.” (Talak, 2-3)
Sırat-ı müstakîmde yolcu olmak, ancak takipçi olmakla mümkündür. Takip etme ilkesi İslam dini tarafından belirlenmiştir. İslamiyet, ilk insan olan Hz. Âdem’le başlamıştır. Hz. Muhammed(sav)’in bu dünyaya teşrifiyle, hakikat nurlarına ve sevgi hazinelerine giden yol da taliplerine açılmış oldu. Tüm bunlara ulaşmak ve aşkın kemaline erişmek, Hz. Peygamberi(sav) ve onun sünneti seniyyesini anlamaya çalışmak ve hayata geçirmekle mümkündür.
Nübüvvetin son halkası, âlemlere rahmet olarak gönderilen Habibi Edibi Zi-Şan Efendimiz’in (s.a.v.) getirdiği şeriat, zaman ötesi, kıyamete kadar geçerli olacak ve tüm insanları Allah’a ulaştıracak tek doğru yol olan sırat-ı müstakîm’dir.
Mü’minlerin maksadı, insanların bu dünyaya, âhirete dönüş için geldikleri şuuruna ermektir. Ancak bu dünyada kesbedilmiş Allah aşkı ebediyete kadar O’nu sevebilir. Bütün dünya işleri ve bu dünyadaki varlığımız Rabbimize fizikî olarak nasıl iltica edeceğimizi öğrenmektir. Ancak Allah’a iltica etmek yaratılmışları Yaratıcılarına yaklaştırabilir.
Genç Dergisi 141. sayısında Arapça eğitimini dosya konusu olarak işliyor. Arapça münazara yarışmasında dünya birincisi olan Mehmet Akif Ersoy Kız İmam Hatip Lisesi öğrencileri ile röportaj yapılan dergide birbirinden güzel denemeler ve röportajlar okurları bekliyor.
En güzel vârislik, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ümmetine ve mahlukata olan sevgisine varis olmaktır. Kazandığımız güzellikleri, ihsanları ve muhabbeti insanoğluna aksettirmektir. Yani, mirâçtan alınan nur ile dünyayı aydınlatmaya çalışmaktır.
Bizler Şehit Hâbil’in çocuklarıyız. Habil’in akıttığı kan uğruna, onun bize sunduğu aşk uğruna, bizim de ona dostluğumuzu sunma borcumuz var.
Ramazan ayı boyunca müminlere 5 vakit namaz, teravih ve teheccüd namazı ile yaklaşık 5 bin kadar secde etmeleri ihsan olunur. Böylece Allah’a kavuşmanın kesintisiz zevkini yaşarlar ve ümmet-i Muhammed arasında secdenin gönül birliği ile evrensel bir feyz akımı cereyan eder.
Ümmet-i Muhammed miraç ile büyük ayrıcalıklar kazanmıştır. Miraç insan-ı kâmile ulaştıran merdivendir. Miraç, mümini sıradan ve mekanik ibadet rutininden çıkarıp, kurbiyet âlemine ulaştırır. Miraç'ın idraki her şeyi değiştirir. Çünkü insan varlığını aydınlatan şey, miraçtır.
İnsan bu dünyaya âhirete dönüş için doğar. Elest Bezminde Rabbimizle yaptığımız Ahd-i İlâhîyi unutmamak için dünyaya geldik. İlahi bilincin nuruna uyanmak için, ölümsüzlük sırrına erişebilmek için, hayatımızı, hayatımızı Veren’e feda etmek için, doğduğumuz saflıkta ölebilmek için, mirâca erişmek için, kurbiyet cennetine kavuşmak için, yani, cenneti kazanmak için bu dünyaya geldik.