Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan

İslam’da Küfre Düşüren Sözler

İslam’da küfre düşüren sözler nelerdir?

İman Etmenin Mutluluğu

Bilinen bir gerçektir ki taklîdî de olsa iman aslî bir değerdir. Değeri yüksek olan şeylerin düşmanı da çok olur. Bu sebepledir ki dünya-âhiret mutluluğunun temeli olan imanımızı son nefesimize kadar korumak büyük önem taşımaktadır. Bu noktada her Müslümanın büyük, sürekli ve derin bir titizlik  içinde olması gerekmektedir.

İlim Saiplerine Yakışan İki Özellik

İlim, hilmi/yumuşak ve anlayışlı olmayı artırırsa işte o zaman, kendisinden bekleneni  vermiş olur. İlim adamı da sevimli bir hilim kaynağı, kemal örneği ve “İlim ile hilmi nefsinde birleştirebilmiş  kişi ne güzel insandır” takdirine layık bir kişi haline gelir.

Ümmeti Gözetmek

Hadis ve sünnete yönelik hiç de dost olmayan düşünce ve eleştirileri dillendirmekten vahşi bir zevk alan kasıtlı kimseler ve anlaşılmaz bir körlükle bu akıma kapılıp şakşakçılık eden gafiller, -iddialarının aksine- kimlerin ne tür emellerine zemin hazırladıklarını hatta hizmet ettiklerini görmelidirler. Aksi halde Ümmet ufkunda gelişecek kutsallara yönelik tüm olumsuz girişimlerin sebebi ve şakşakçısı olmaktan kurtulamayacaklardır.

Ümmeti Birleştirecek Adım

“Ben Müslümanlardanım” ikrarı, ümmet fertleri için etnik ve her terlü gurupsal farklılıkların üstünde ve önünde “buluşma noktası”dır. Önemli olan bu noktadaki birlikteliği, bir başka ifade ile din kardeşliğini öteki beraberliklerin de ancak kendisiyle anlam ve değer kazandığı asıl fazilet ve gerçek olarak içselleştirip öylece yaşamaya çalışmaktır. Ümmet olarak bütünleşmenin başlangıç adımı ve yapısal özelliği bu olsa gerektir.

Hiç Bitmeyen İyilik

Peygamber Efendimiz, infak edilen yani iyilik olsun diye insanlara verilen ve dağıtılan hiçbir şeyin bitip tükenmediğini, kayıp olmadığını, tam aksine veren kişi adına kaydedildiğini bildirmekte, infak edilmeyen malın aslında elden çıkmış sayılması gerektiğini veciz bir ifade ile ortaya koyuyor.

Peygamberimizin Ümmete Bıraktığı Görev

“Ümmet’in risâleti” ifadesi, Hz. Peygamber’in, elçilik görevinin tabii sonucu olarak “ümmete intikal eden tebliğ görevi” demektir. Konuya ait, Al-i İmran Suresi’ndeki âyetler ümmet-i Muhammed’in hayırlılık sebepleri olarak, bu manadaki risalet yani tebliğ görevine işaret buyurmaktadır. “İçinizden hayra çağıran, iyiliği önerip emreden ve kötülükten sakındıran bir topluluk (“ümmet”) bulunsun. İşte kurtuluşa erecekler onlardır.”

Ümmet İçin Ne Büyük Bir İlahi Lütuf

Prof. Dr. İsmail Lütfi Çakan ile Hz. Peygamber ve ümmeti üzerine bir söyleşi...

Rasulullah'a Kardeş Olmak Nasıl Bir Şey?

Genç Dergisi 127. sayısında "Özlediğim Dediği Kardeşi Misin?" diyor.

Ümmet Hayatına Zarar Veren Ölçüsüzlük

"Emr-i bi’l-ma’rûf imiş ihvân-ı İslâm’ın işi, Nehyedermiş bir fenalık görse kardeş kardeşi." Mehmed Âkif Ersoy