Yahudî alimlerinden Abdullah ibn-i Selâm’ı (r.a.) imana getiren sima...
İmam-ı Nevevi'nin meşhur eseri "Riyazü's-Salihin - Hadis-i Şerif Tercümesi" beş çeşit baskı ile Erkam Yayınları tarafından yayınlandı. Güvenilir tercüme ve şerhleriyle herkesin okuyup öğrenebileceği hadis kitabı, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) hayatına ışık tutuyor.
Mü’min bir gencin elmas gibi kıymet kazanıp başlara tâc edilmesi için, dâimâ istikâmet üzere bir hayat yaşaması, hizmet ve sabırla olgunlaşması lâzımdır. Yoksa kömür gibi dağınık ve düzensiz olan bir insanın âkıbeti de kömürden farksız olur. Tercih, insanın elindedir.
Hadisler olmasaydı, İslamiyet’i tam manasıyla öğrenemezdik. Ben Müslümanım diyen kimse, İslamiyet'i, onu getiren Peygamber gibi yaşamaya gayret edeceğine göre, öncelikle Rasûl-i Ekrem Efendimiz'in hadislerini ve sünnetlerini öğrenmeye gayret etmelidir.
Sünnet, Kur'an-ı Kerim'den sonra İslam’ın ikinci kaynağıdır. Çünkü Cenab-ı Hak Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'i İslam Dininin tebliği ile görevlendirmiş ve O'nda insanlar için güzel bir örnek olduğunu bildirmiştir.[1]
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimizin her hâlinin bizim için bir örnek olduğunu anlatıyor...
Hazret-i Muhammed (s.a.v.) mîlâdî 571 yılının 20 Nisan’ına tesadüf eden 12 Rabîulevvel Pazartesi sabahı, Güneş doğmadan az evvel Mekke-i Mükerreme’de dünyamızı şereflendirdi. O’nun mübârek soyu Hazret-i İsmâil’in oğlu Kayzar sülâlesinin en şereflisi olan Adnân’a kadar uzanır.[1] Resûlullah, Kureyş kabilesi içinde, hem baba hem de anne yönünden en temiz ve en şerefli bir âileye mensuptur.
Her nimet karşılığında bir şükrü gerektirir. Nimetlerin en büyüğü olan Peygamber nimeti de bundan istisna değildir. Yüce Rabbimiz lütfettiği bu nimete şükür olarak Kutlu Elçisine sık sık salat u selam getirmemizi emir buyurmuştur.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, dünyanın geçici, âhiretin ise esas hayat olduğunu en zirve seviyede idrâk etmiş hâldeydi. O, gerek Mescid-i Nebevî’nin inşâsı, hendek kazılması ve harp gibi meşakkatli ve sıkıntılı zamanlarda, gerekse Mekke’nin fethi ve hacc-ı ekber gibi mes’ut zamanlarda, hep aynı cümleyle Cenâb-ı Hakk’a ilticâ etmiştir: “Allâh’ım! Gerçek hayat ancak âhiret hayatıdır.”[1]
Kâinâtın Fahr-i Ebedîsi -sallallâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz de; her mevzûda olduğu gibi; kanaat, tevekkül ve istiğnâ hususlarında da en zirve örnektir, en müstesnâ üsvedir.