Osman Nûri Topbaş Hocaefendi'nin Peygamber Efendimize muhabbetten bahsettiği , Erkam Radyo ve Erkam TV de yayınlanan 05 Nisan 2021 tarihli sohbeti...
Peygamber (s.a.v.) Efendimize muhabbet, Allâh’a muhabbet; ona itaat, Allâh’a itaat; ona isyan, Allâh’a isyan mâhiyetindedir. Peygamberimize (s.a.v.) muhabbetin yanık terennümleri.
Rabbimiz, Fetih Sûresi’nin son âyetinde Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’in yanında bulunanların, yani O’nunla kalbî beraberliği temin etmiş olanların vasıflarını zikreder. İşte Peygamber Efendimizle (s.a.v) kalbi beraberliği, muhabbeti sağlayanların 5 özelliği...
Ayet-i celîle nâzil olunca Rasûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- kendisine selâm verilmesini ashâbına emretti. Ashâb-ı kirâm ve sonra gelenler de gerek mübârek kabr-i nebevîlerini ziyârette ve gerek ism-i âli-i nebevîleri anıldığı zaman O’na selâm vermekle me’mur olmuşlardır.
Cennet ehlinin gençleri: Hz. Hasan ve Hüseyin’i (r.a.) sevmek Peygamberimizi sevmek demektir.
Yakın zaman önce yaşanmış olan şu hâdise, Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in “rahmet” vasfının her an cârî olduğuna ve O’na tevessül ile yapılan duânın Hak katındaki makbûliyetine dâir, ne kadar da ibretli bir misaldir:
Rasûlüllah Efendimiz’e (s.a.v.) muhabettiyle bilinir Uhud dağı. Medîne-i Münevvere’nin kuzeyinde yer alır. Mescid-i Nebî’ye o kadar yakın ki, sâdece beş kilometre var arada. “Uhud” ismi, ona “tek dağ” olduğu için verilmiş. Yani etrafında herhangi bir dağ silsilesine bağlı değil.
Ashâb-ı kirâmın muhabbet ve gayret dolu hayatlarına baktığımızda görürüz ki; kalpler, Allah ile beraberliğin huzuruna ermişse, mâzeretler âdeta buharlaşır, yaralar derman bulur, acılar diner, uzun yollar kısalır, sıcaklar serin ve selâmet olur. Çünkü onların kalplerinde hiçbir fizikî acı, Allah Rasûlü’nden ayrı düşmenin acısı kadar ağır değildi. O’nunla beraber olduktan sonra, O tebessüm ettikten sonra; çileler güllere, zahmetler rahmete inkılâb etmekte idi…