Osman Nuri Topbaş

Rasûlullah'ın Sünnetini Yaşamanın Temel Şartı

Allâh’ın kitâbını ve Rasûlullâh’ın sünnetini hayâtımıza tatbik edebilmek için, hakkı tebliğ ve halka hizmet vazîfesinin gönlümüzde bir sevdâ hâline gelmesi zarûrîdir. Zîrâ bir mü’minin hayâtı, hizmet ve tebliğ hayâtı olmalıdır.

Mârifetullah'a Erişmenin İki Yolu

Mârifet, tanıma, bilme demektir. Mârifetullah, Yaradan’ı Kur’ân’ın bildirdiği gibi tanıma, sıfatlarını, isimlerini ve bunların sonsuz kemâlde olduğunu bilme, İlâhî hakîkatlere vakıf olma, şeklinde özetlenebilir.

Kendilerine Gıpta Edilecek İki Kişi

Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimizin en başta gelen vazifesi, insanlara Allah'ın dinini tebliğ etmektir. 

Güzel Göz İle Kötü Göz Arasındaki Fark

Allah'ın rahmeti her zaman kahrından üstündür. Bu ba­kım­dan her pey­gam­ber, ken­di­si­ne kar­şı ge­len düş­man­la­rı­na gâ­lip gel­miş­tir. Öy­ley­se be­lâ­yı gi­der­me­nin çâ­re­si, si­tem ve­ya zu­lmet­mek de­ğil­dir. Onun çâ­re­si af­fet­mek, ba­ğış­la­mak ve ke­rem ey­le­mek­tir.

Ramazan Muhâsebeleri 3. Kısım

Osman Nûri Topbaş Hocaefendi’nin Erkam Radyo için Ahmet Taşgetiren Bey ile yaptığı ve Ramazan ayını konu alan mülâkatın 3. kısmını istifadenize sunuyoruz...

Affede Affede Affolabiliriz

Cenâb-ı Hak “İçinizden fazîletli ve servet sahibi kimseler, akrabâya, yoksullara, Allah yolunda göç edenlere (mallarından) vermeyeceklerine dâir yemin etmesinler; affetsinler, bağışlasın geçsinler! Allâh’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz?..” (en-Nûr, 22)  âyetince  affede affede affolabileceğimizi işaret eder.

Hakîkatin ve Kurtuluşun Anahtarı

Hakîkate ulaşmak, ancak tefekkür ve istidlâl ile mümkündür. Delilleri, yani ilâhî kudret nakışlarını ve azamet tecellîlerini işitip görme husûsunda sağır ve kör gibi davranan kimse, nasıl olur da doğruyu bulabilir ki? Bu sebeple; “Bilgiler duyguları uyandırmıyorsa ilim de olmaz.” denilmiştir.

Muhteşem Mektep Gerçek İmtihan

Osman Nuri Topbaş Hocaefendi'nin yeni kitabı "Mekteb-i Âlem KÂİNAT, KUR’ÂN VE İNSAN" çıktı.

Kalpleri Fethetmenin Yolu

Dî­nin zâ­hi­rî kıs­mı akıl­la; bâ­tı­nî ve de­rû­nî kıs­mı, yani özü ise gö­nül­le te­lâk­kî edi­lir ve öğ­re­ti­lir. İn­san­la­rı ter­bi­ye, sevk ve idâ­re­de, mer­ha­met ve mu­hab­bet, da­ha be­re­ket­li bir ne­tice hâ­sıl eder. Çün­kü ka­ba kuv­vet­le hâ­kim olu­na­ma­yan ni­ce in­san, mu­hab­bet ve mer­ha­me­te râm olur.

Her İnsan Müslüman mı Doğar?

Her insan İslâm fıtratı üzere dünyaya gelir. Daha sonra nefis ve şeytan insanın fıtratında kaymalara sebep olur.