Osman Nuri Topbaş Hocaefendi

Müslümanlar Arasında Kardeşliği Artırmanın Yolu

Hüsn-i zan; güzel düşünmek, iyi şeyler temennî etmek, menfî düşüncelerden ve sû-i zandan, yâni kötü düşüncelerden uzak kalabilmektir. Zan ise yersiz itham, yalan sözdür. Müslümanlar birbirlerine karşı hüsn-i zan beslemeye muvaffak oldukları takdirde, birçok yanlışa düşmekten korunmuş olurlar.

Fıtratla Oynama

Bu dünyadaki en cahil varlık nefs-i emmâredir. Çünkü o (başkasının değil) kendisinin düşmanıdır... Kendisinin kötülüğünü ister. Bütün gayreti kendini helak etmektir... Mevlâ’sı ve üzerindeki nimetlerin sahibi olan Rabbi’ne isyan etmek ve düşmanı olan şeytana itaat etmek ister.

Günahlardan Temizlenmek İçin, Hâlis Tevbe

“Rabbiniz kendi üzerine (şu) rahmeti yazdı. İçinizden kim bilmeyerek bir fenalık yapıp da sonra arkasından tevbe etmiş ve düzelmiş ise şüphesiz ki O (Allah) gafûr ve Rahîmdir.” (Enam Sûresi / 54)

Osman Nûri Topbaş Hocaefendi'den Önemli Açıklama

Son zamanlarda şahsım hakkında yapılan bir takım aşırı iltifatlarla dolu, şiir ve ilâhilerle süslenmiş, çeşitli resim, slayt ve videolar internette yayınlanıp, yayılmaktadır. İyi niyetle de yapılmış olsa bu tür aşırı iltifat ihtiva eden yayınları aslâ tasvip etmediğimin, bunlara hiçbir şekilde izin ve rızam olmadığının, o yayınlarda ifade edilen aşırı yüceltmelerle uzaktan-yakından bir alâkamın bulunmadığının, siz kardeşlerim tarafından bilinmesini arzu ederim.

Neml Sûresindeki Tefekkür İzleri

Neml Sûresinde, Kur’ân’ın hikmet sahibi ve her şeyi bilen Cenâb-ı Hak tarafından gönderildiği îzah edilir. Allah Teâlâ’nın kudretinin büyüklüğü, şânının yüceliği, Peygamber’ine lûtfettiği mûcize ve yardımların, her türlü tasavvurun üzerinde bir ulviyyete sahip olduğu anlatılır.

İslâmiyet İçin Canını Ortaya Koyan Sahabe

Suheyb-i Rûmî -radıyallahu anh-, havass-ı ashâb-ı Rasûlullah’dan, Suheyb bin Sinan bin Mâlik en-Nemrî hazretleridir ki “Suheyb ne iyi bir kuldur” diye Rasûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem- efendimizin övgüsüne mazhar olmuşdur.

Taşlar Arasında Bir Yakut Gibiydi

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, Allâh Teâlâ’nın izni olmaksızın kendi irâdesiyle mûcize meydana getiremeyeceğini, zîrâ kendisinin de onlar gibi bir insan olduğunu bildirmiştir.