Osman Nûri TOPBAŞ Hocaefendi ile Yüzakı dergisinin gerçekleştirdiği "Göz Nûru Nesiller Hakkındaki" mülakatı...
Batı’nın teknik ve ekonomik sahada ilerleyip dünya üzerinde güçlü ve müessir bir mevkiye ulaşması, Müslümanlar üzerinde “sanki medeniyette yükselebilmek için, aklı dînin önünde tutmak gerekirmiş” gibi bir anlayışın yayılmasına sebep olmuştur. Müslümanların tarihte İslâm’a sadâkatle bağlı oldukları dönemlerde dünyanın en muhteşem medeniyetlerini kurmuş oldukları gerçeği görmezden gelinerek, bu fikirler, âdeta salgın bir hastalık gibi, İslâm ülkelerinde de zihinlere aşılanmaya çalışılmaktadır. Zira Batı felsefesine duyulan hevesin temel sebebi, “İslâm dünya görüşü”nün ihtişâmından lâyıkıyla haberdâr olunmamasıdır.
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi ile Yüzakı hakkında mülâkat...
Nüzûlünün 1400. Yılında yüce kitâbımız Kur’ân-ı Kerîm’in mûcizevî yönleri hakkında bizleri aydınlatır mısınız?
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, insanın kendini nasıl okuması gerektiğini ve emredilen en mühim üç tâlimatı anlatıyor...
Bir sanatkâr, yaptığı sanat eserini; bir mûcid, îcâd ettiği makineyi arzu ettiği şekilde planlayıp biçimlendirir ve onu en iyi kendisi tanır. Ayrıca her sanatkâr, eserine koyduğu imzâsıyla da dâimâ hatırlanmak, ismini yâd ettirmek ister. Hâl böyle iken mikro âlemden makro âlemlere, atomdan galaksilere kadar bütün kâinâtı yoktan var eden Cenâb-ı Hakk’ın, yarattığı varlıkları, kendisini periyodik olarak zikredecek şekilde tanzîm etmesi kadar tabiî bir şey olamaz.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, ölümü çokça hatırlamayı emreder, dünyaya dalıp gitmemizi istemezdi. Bir hadis-i şeriflerinde "Ölümü çokça hatırlayın! Çünkü ölümü hatırlamak, (insanı) günahlardan arındırır, dünyaya karşı zâhid kılar. Eğer zenginken ölümü düşünürseniz, sizi zenginliğin âfetlerinden korur." buyururdu.
Tasavvufun hedefi nedir? Tasavvufun hayatımızda ki yeri nedir? Tasavvuf ülkemizde nasıl algılanıyor? Prof. Dr. Hasan Kamil Yılmaz cevaplyor...
Takvâ sahibi kullar, tefekkürde derinleşirler. Açan çiçeklerin, öten kuşların, meyveli ağaçların, hepsinin lisânına âşinâ olurlar. Onlardaki zarâfet, incelik ve güzelliği, rûhânî hayatlarına aksettirirler. Çiçekler gibi ince ruhlu, meyveli ağaçlar gibi ikram sahibi olurlar. İşte bunlar, Allâh’ın, Kur’ân-ı Kerîm’de senâ ettiği bahtiyar kimselerdir.
Gönül âlemi de, tıpkı zâhirî âlemler gibi uçsuz bucaksız bir tefekkür sahasıdır.