Kâmil bir mümin olabilmenin şartlarından biri de “servet bir emânettir” şuuruyla yaşayabilmektir. Bu itibarla servetin, infak ölçülerinin dışında kullanılması, emânete hıyânet sayılır.
Kendi orduları zevk-u sefâ içine batan ve ele geçirdiği esirleri acımasızca öldüren Hristiyan şövalyeler, Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid’in ve askerlerinin esirlere karşı tutumunu ve hallerini görünce, mahcubiyet duygusu, tüm zerrelerine işledi.
Osmanlı’nın adalet anlayışı öylesine ince idi ki askerler, savaş halindeyken kalenin diğer tarafında bulunanlarla, onların talepleri doğrultusunda bir ticaret yapınca, Konya halkı, kalenin kapılarını bu adalete açmaktan şeref duydu. İşte Konya'nın fethi...