Kurban kesmekten asıl maksat, ilâhî hikmetten nasip alınması ve Allâh’a teslimiyet ve takvâ ile kulluk edilmesi hususunda gönüllerin âgâh olmasıdır.
Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi'nin yaklaşan Kurban bayramı vesilesiyle yayınladığı mesajı sizlerle paylaşıyoruz.
Her ibâdetin gönle kazandırdığı apayrı güzellikler, fazîletler ve mânevî kazançlar vardır. İnsanoğlunun ham vasıftan kurtulup olgun bir mü’min olmasında bu mânevî kazançların ehemmiyeti pek büyüktür.
Her musîbet, ona müstehak olunduğu için başa gelmez. Bâzen bir müʼmin, mazlûmiyetle taçlanmak, sabır neticesi mânen derece elde etmek ve mükâfatlandırılmak üzere bir musîbete mâruz kalır.
Bir süredir hastanede tedavi gören Ankara'nın manevi büyüklerinden Muhterem Hacı Gedikli Ağabeyimiz Hakk'a yürüdü. Hacı Ağabey'e Allah'tan rahmet, tüm ailesine ve sevenlerine sabırlar diliyoruz. Hacı Ağabey'in cenaze namazı yarın (16.09.2014 Salı günü) öğlen namazını müteakip Sami Efendi Külliyesi'nde kılınıp, cenazesi Bağlum’da defnedilecektir.
Bâzı kimselerin, mensub oldukları mânevî yola muhabbette haddi aşarak; “kendi yolunun en günahkârının bile, kırk kişiye şefaat edeceği, âhirette kendi mürşidinin eteğine tutunanların doğrudan Cennet’e gidecekleri” şeklinde, şer’î esaslarla aslâ te’lif edilemeyecek tarzda, asılsız, mesnedsiz, hezeyana dönüşmüş heyecan taşkınlıklarına da rastlanmaktadır.
Teheccüd, Peygamber Efendimiz’e nübüvvetle birlikte emredilmişti. Kâinâtı, insanı ve Kur’ân’ı Allâh’ın adıyla okumayı emreden âyetlerden sonra namaz ve teheccüd emri geldi. Bu âyet-i kerîmelerde teheccüdün zamanı, keyfiyeti ve hikmetleri tafsîlâtıyla îzah edilmiştir.
Mü’min; “…Sen onları sîmâlarından tanırsın…” (el-Bakara, 273) âyetinin sırrına ererek, muhtâcın istemesine bile lüzum kalmadan, onun sıkıntısını sîmâsından anlayabilecek bir firâsete ulaşmalıdır.
İlâhî ahlâk ile ahlâklanmak isteyen bir mü’min, elindeki nîmetlerden muhtaçları da faydalandırmalıdır. Elinden, dilinden, hâlinden, kālinden, velhâsıl maddî-mânevî bütün imkânlarından ikram hâlinde olarak, Hakk’ın rızâsını aramalıdır.
Peygamber Efendimizʼin Tebükʼteki hutbesinden kısaca bir bölüm...