Ömür sermayesini gaflet içinde ziyan edenler, kendilerine yeniden bir mühlet verilmesini isteyecekler. Fakat ömür bir sefere mahsus verilen bir nîmet. O elden çıktıktan sonra ne tekrarı var, ne de telâfîsi…
İnsan, ölüm ve âhiret hakîkatini er-geç görecektir. Fakat kabirde uyanmak insana fayda sağlamaz. Bu sebeple, asıl maharet; bu dünyada iken bu hakîkatleri idrâk edip gereğini yapmaktır. Hazret-i Mevlânâ şöyle der: “Sonunda sen de bunu anlayacak ve idrâk edeceksin ya, bari şimdiden kendine gel de son günü bugünden gör. Aklını başına al da, işin sonunu bugünden görmeye çalış. Hakîkati ve âhireti görecek gözünü, gafletle ve nefsânî temâyüllerle âmâ etme!”
Cenâb-ı Hakk’ın âhirette soracağı suallerden bazıları...
Allah’a giden yollar insanların nefesleri sayısınca olsa da genel anlamda iki tanedir. Bunlardan biri; peygamberlerin, velilerin ve müminlerin yolu olan rahmet yolu/sırat-ı müstakim, diğeri de şeytana ve nefsine uyanların yolu olan lanet yoludur. Akıl sahibi insan, ömür sermayesini rahmet yolunda tüketir. Bu yol çetindir; inişi, yokuşu, engelleri, eşkıyası çoktur.
Firâset sahibi müʼminler, geride bıraktıkları sadaka-i câriyelerle, vefatlarından sonra bile amel defterlerinin açık kalmasına gayret ederler.
Cimrilik edip infaktan uzak durmak, âhiret hayâtını tehlikeye atmaktır.