Cenâb-ı Hak, kullarının yürüyüşünden konuşmasına kadar her hâline incelik ve nezâketin hâkim olmasını arzu buyurmaktadır. Bunun içindir ki kaba ve yüksek bir sesle konuşmayı, bağırıp çağırmayı çirkin bir şeye benzeterek Müslümanları bundan sakındırmıştır.
Yüce Rabbimiz, Mûsâ Topbaş Efendi Hazretleri’nin fıtratına, bediî zevklere ve ulvî güzelliklere karşı müstesnâ bir alâka ve muhabbet meyli lûtfetmişti. Onun bu güzel fıtratı, İslâm medeniyetinin Osmanlı’da zirveleşen edep, görgü ve nezâket anlayışı ile buluşunca bir kat daha zarifleşmişti. Tasavvuf ikliminin getirdiği güzellikler de bunların tâcı olmuştu.