Bazı tercihler insanı hayatı boyunca etkileyebilir ve bu yüzden bu tercihlerimizde oldukça hassas davranmalı, doğru kararlar vermeye çalışmalıyız. Karar verirken elbette her insanın belli kriterleri vardır. İşte bir müslümanın işini, eşini ve arkadaşını seçerken ki kıstasları...
Maddî mânevî yükselmek çok çalışmakla olur. İnsan çalışması kadar derece kazanır, böylece Allâh’a kulluk vazifesi de her türlü çalışmada kendini gösterir.
Rabt-ı kalp, gönlün ilâhî tevfik ve rabbânî destek bağı ile bağlanması demektir. Bu sâyede kalp rabbinin zikrine bağlanır. O’nun hoşnud olduğu şeyleri zevkle yapar hâle gelir. Kalp zikre bağlanınca itminana erer ve “El kârda gönül Yar’da” hükmünün mânâsı tecelli eder. Bu yüzden elin ne ile uğraştığından çok gönlün ne ile meşgul olduğu önemlidir. Çünkü “dervişin zikri ne ise fikri de odur.
Allah’ı unutturan fakirlik ve azdıran zenginlik, birbirine muâdil kabûl edilmiştir.
Vazife, isteyene değil, liyâkat kesbedene verilmelidir. Hatır için ya da başka mülahazalarla yapılan tayinler ve görevlendirmeler, kul hakkına giren meselelerdir.
Cenab-ı Hakk, kulunun bir işi iyi ve güzel, gereği gibi yapmasını (baştan savma yapmamak) yaptığı işini iyi bilmesini sever.