Kur’an-ı Kerîm’de, doğrudan Müslümanlara hitap eden, mü’minlerin vasıflarını sayan, onları diğer din mensupları ve insanlarla karşılaştıran ayetler, gerçek Müslüman imajını belirleyen ve itirazı mümkün olmayan ilahî beyanlardır.
Bu dünyada insandan istenen şey, ibadet ve kulluktur. Nihâî hedef ise kalbî merhaleler katederek mârifetullâh’ı elde etmek, yani Cenâb-ı Hakk’ı kalben tanıyabilmektir. Kul, bunun gayreti içinde olmalıdır. Asıl kerâmet de, kulun Kitap ve Sünnet istikâmetinde mesâfe alarak mârifetullâh’a nâil olmasıdır.
Müslüman cennet yolcusudur. Yani onun en son hedefi cennette ebedi mutluluğu yakalamaktır. İşte aşağıdaki hadisimiz bu mutlu sona ulaşabilmek için yapılması gerekenleri saymaktadır.
İnsanın kulluk sınavı için hayat ve ölüm gerçeğini yaratan ve ona “En güzel amel ve davranışı ortaya koyma” hedefi gösteren [1] Yüce Rabbimiz, “En güzeli ortaya koyanlara en güzel karşılık (hüsnâ) ve daha fazlasını” ikram edeceğini de müjdelemiştir [2].