Zâhir ilmin fayda ve zararını bilmek isteyen, şerîatten ve şer’î ilimlerden taleb eyler. Bâtın ilminin fayda ve zararını, iniş ve çıkışlarını bilmek isteyen de, bir mürşid-i kâmile varıp onun terbiyesine girer, gönül kitabını okur. İhlâs ile seyr u sülûke çalışır.
Mürşid kalp ve ruh doktorudur.1 Peygamberimiz (s.a.v.)’in ahlâkıyla ahlaklanmış bir mürşide duyulan ihtiyaç zaruridir.
Geçmişte olduğu gibi günümüzde de sahih ve gayr-ı sahih tarikatlar bulunmaktadır. Es’ad Efendi, sahîh bir tarîkata girip bir mürşid-i kâmile intisap ederek onun verdiği vazifeleri âdâbına uygun olarak icra eden müridin kalbine zikrullahın nakşolunacağını ve iyice yerleşeceğini söyler.
Kendi yaşayışlarında Kur’ân ve Sünnet’e riâyet hassâsiyeti bulunmayan kimselere -velev ki onlar halk arasında mürşid olarak meşhur olmuş bulunsalar bile- îtibar edilmemesi gerekir.