Peygamber Efendimizin (s.a.v), Muâz bin Cebel'e (r.a) gönderdiği mektup ve bize düşen hisseler...
Rasûlullah (s.a.v) Muâz bin Cebel’i Yemen’e bazı vazifeler için gönderirken Muâz'ın (r.a) hıçkıra hıçkıra ağlamasının sebebi...
Muaz Bin Cebel (r.a.) kimdir? Peygamberimizin (s.a.s.) hazinedar ve kâtiplerinden Muaz Bin Cebel'in (r.a.) hayatı.
Abdullah Sert Beyefendi, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) Muaz bin Cebel'e (r.a.) yaptığı tavsiyeyi anlatıyor.
İnsana imdâd edecek olan, dünyâda bırakmış olduğu ve ahiret için yamış olduğu en büyük yatırım sadaka-i câriyedir ki o, kabir ve âhiret selâmetimizdir. En mühim sadaka-i câriyelerden biri de sâlih evlâttır.
Peygamber Efendimiz ve Halîfeler, İslâm dünyasının muhtelif merkezlerine pek çok âlim sahâbîyi hoca olarak gönderdi. Onlar insanlara Kur’ân’ı ve sünneti öğretiyorlardı.[1]
Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz'in Muaz Bin Cebel -radıyallâhu anh- Efendimiz'e öğrettiği her namazdan sonra okunacak dua...
Âyet-i kerîmede Peygamber Efendimiz hakkında şöyle buyrulmaktadır: “Ey Peygamber! Biz Senʼi bir şâhit, bir müjdeci, bir uyarıcı; Allâh’ın izniyle kendi yoluna çağıran bir dâvetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik.” (el-Ahzâb, 45-46)
Allah Resûlü (s.a.v.) Efendimiz, takvâ hâlini dâimâ canlı tutmak için şu niyazlarda bulunurdu:
Gaflete dalan insan, diliyle yaptıklarını, eliyle yaptıkları kadar önemli görmeme hatasına düşer. Hâlbuki çoğu zaman dilin kalplerde açtığı yarayı hiçbir şey açamaz. Bu sebeple; “Dilin kemiği yok” bahanesine sığınarak ağızdan ok misâli geri dönüşü olmayan sözlerin çıkmasına göz yummak, ağır bir uhrevî vebaldir. Bunun içindir ki Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-: “Özür dilemeni gerektirecek sözü söyleme.” buyurmuşlardır. (İbn-i Mâce, Zühd, 15)