İnsanda fıtrî temâyüller, “akıl” ve “irade” denilen iki kâbiliyetin doğru kullanılmaması neticesinde zaafa uğrar, bozulur ve insan da tevâzûdan uzaklaşıp şeytanın sıfatı olan “kibir”le muttasıf hâle gelir. Hazreti Mevlânâ buna karşı insanın toprak gibi mütevazi olması gerektiğini söylüyor.
Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de : “İyi talihli ve insan olan kişi bilir ki; zeki olmak, akıllı geçinmek iblis’in yoludur; aşk ve kulluk da Âdem’indir.” sözüyle aklın vahiyle terbiye edilmemiş vahşet hâlini ifade eder. Talihli insan ise Allah'ın kendisine vermiş olduğu aklı, aşk ve kulluk yolunda kullanır.
Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “İnsanı inciten kişinin, Allâh’ı incittiğinden haberi yoktur. O bilmiyor ki, bu küpün suyu, Hakk ırmağının suyu ile birleşmiştir.” (c.1, 2520) sözleriyle Allah'ın hiçbir mahlukatını incitmeme ahlakını bize hatırlatır.
Kâmil insan, o kadar mükemmel bir ahlâk ve tabîate sahip olmuştur ki, -Allâh için müstesnâ- hiç kimseye kızmaz, hiç kimseden kırılmaz.
Mesnevi`yi proje yönetimi bakış açısıyla değerlendiren Ömer Faruk Saraç, 31 Ekim Pazartesi günü Uluslararası Genç Derneği’nde konuşacak.
Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “Bir Hak dostunun, yani bir peygamberin veya velînin gönlü incinmedikçe, Allâh, hiç bir kavmi rezil ve rüsvây etmemiştir.” (c.2, 3112) Bu beyit, kavimlerin zillete sürüklenmelerinin belli başlı sebeplerinden birinin, peygamber veya bir Allâh dostunu incitmek olduğunu ifade etmektedir.
Peygamber Efendimize bildirilen üç hakîkat...
Mevlânâ hazretleri aşağıdaki beytinde “Habîbullâh” olan Rasulullâh -sallallâhu aleyhi ve sellem-’e aklını da, canını da kurban etmek sûretiyle muhabbetullâha ulaşabildiğini söylüyor.
Muhabbet, iki kalb arasında bir cereyan hattıdır. Sevenler, hiçbir zaman sevdiklerini gönüllerinden ve dillerinden düşürmezler. İmkânlarını sevdiklerine cömertçe sunmak sûretiyle, ömür boyu bu fedâkârlıklarının huzûru içinde yaşarlar.
Hazreti Mevlânâ Mesnevî: “Ah, tabiatı bize uymayan dostun verdiği ıztıraplardan!.. Âh, onların kalbimizde açtığı derin yaralardan! Ey ulu kişiler, ey büyük insanlar; aklınızı başınıza alın da kendinize iyi dostlar, uygun arkadaşlar arayınız!” (c.6, 2950) sözleriyle gerçek arkadaşımızı aramaya bizi çağırıyor.